Yedi günlük hafta, takvimler ve tarihsel ritüellerin çoğundan farklı olarak herhangi bir göksel döngüye dayanmıyor. Bu sıra dışı zaman diliminin kökeni ise insanlık tarihinin derinliklerine dayanıyor ve kökleri kültür, felsefe, astronomi ve müzikle iç içe geçmiş durumda.

Eski Yunan filozofu Celsus, 2. yüzyılda yazdığı eserlerinde haftanın günlerinin sıralanmasının "Pers teolojisi tarafından alıntılanan müzikal nedenlere" dayandığını öne sürmüştür. Bu görüş, antik Pers (modern İran) ve Mezopotamya (günümüz Irak'ı) arasında yoğun kültürel etkileşimlerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Mezopotamya çivi yazısıyla yazılmış tabletlerde, bugünkü majör müzik gamının ilk örnekleri bulunmuş, MÖ 1800 civarına tarihlenen bu notalar, haftanın yedi günüyle de ilginç bir paralellik kuruyor.

Bu müzikal bağlantı, bir başka çarpıcı keşif ile daha pekişiyor: Mezopotamya'da kullanılan yedi notalı gam, görsel olarak yedi köşeli bir yıldız şeklinde düzenlenmiştir. Her bir nokta, dönemin lirinin bir teliyle ilişkilendirilmiş ve bu düzen, zamanla haftanın günlerinin sıralanmasına ilham vermiştir. Bu "müzikal yıldız", haftanın günlerini 4,1,5,2,6,3,7 şeklinde bir düzende sıralar.

Haftanın yedi günü, çıplak gözle görülebilen yedi gök cisminden alınan adlarla ilişkilendirilmiştir:

İlginç olan ise, bu günlerin sıralamasının gezegenlerin gerçek hızlarına dayanmadığı, aksine eski Mezopotamya'nın evreni nasıl algıladığının bir yansıması olduğudur. Eski halklar, gezegenlerin sabit bir Dünya etrafında döndüğünü düşünürlerdi ve bu gezegenlerin hareketleri, onların yavaşlık ve hızlarına göre değil, müziksel bir düzene göre sıralanmıştı.

Romalı tarihçi Cassius Dio da, haftanın günleri ile göksel düzen arasında bir müzikal bağ olduğunu belirtmiştir. Bu açıklama, tarihteki bilim, sanat ve maneviyatın nasıl iç içe geçtiğini gözler önüne seriyor.

Yani, yedi günlük hafta, gök cisimleri, müzik teorisi ve eski kozmolojinin birleştiği bir kültürel fenomen olarak tarihe damgasını vurmuş ve insanlık tarihinin önemli bir parçası haline gelmiştir. Hem bilimin hem de sanatın, insan yaşamını şekillendiren etmenler olarak nasıl birbirini etkilediği bu eski sistemde gözler önüne serilmektedir.

Kaynak: Pennsylvania Üniversitesi

Editör: Merve Kiraz