Kara delikler, fizik ve kozmolojinin en büyük sırlarından biri olarak kabul edilir. Albert Einstein’ın genel görelilik teorisi, kara deliklerin büyük kütlelerin uzay-zamanı bükmesiyle oluştuğunu öngörür. Bu yoğun yapılar, ışık dahil hiçbir şeyin kaçamayacağı kadar güçlü bir kütle çekimi yaratır. Ancak, kara deliklerin sadece "son nokta" olmadığını savunan yeni bir teori, onları evrenin başka köşelerine açılan kozmik tüneller olarak tanımlıyor.

Aynadaki yansımamız neden ters görünüyor?  Işığın gizemli yansıması Aynadaki yansımamız neden ters görünüyor? Işığın gizemli yansıması

Birçok bilim insanı, kara deliklerin içinde ne olduğunu uzun süredir sorguluyor. Geleneksel teori, bir kara deliğin merkezinde "tekillik" adı verilen, sonsuz yoğunluktaki bir nokta bulunduğunu söylese de, bu durum, fizik yasalarının çöktüğü ve evrenin işleyişine dair bildiklerimizin geçersiz olduğu bir bölgeyi işaret eder. Ancak son yapılan araştırmalar, kuantum mekaniğini kara deliklerle birleştirerek, bu tekilliği önlemenin mümkün olabileceğini ve kara deliklerin bir çıkmaz nokta yerine, zamanla evrimleşebilen bir geçit haline gelebileceğini öne sürüyor.

Yeni teoriye göre, kara deliklerin içine düşen madde ve enerji, beyaz delik adı verilen hipotetik yapılara dönüşebilir. Beyaz delikler, kara deliklerin tam tersi özelliklere sahiptir: İçlerine hiçbir şey giremez, fakat sürekli olarak madde ve enerji dışarı atarlar. Uzun zamandır yalnızca teorik bir yapı olarak kabul edilen beyaz delikler, artık kara deliklerin bir evrimi olarak gerçekçi bir şekilde değerlendiriliyor. Bu, kara deliklerin aslında evrenin farklı bölgelerine açılan geçitler olabileceği anlamına geliyor.

Bununla birlikte, kara deliklerin zamanla evrimleşmesini incelerken, zamanın doğrudan karanlık enerjiyle bağlantılı olabileceği de gündeme geldi. Karanlık enerji, evrenin genişlemesini hızlandıran gizemli bir kuvvet olarak tanımlanır. Eğer kara delikler gerçekten zamanla evrimleşebiliyorsa ve bu süreç karanlık enerjiyle ilişkiliyse, kara delikler evrenin genişlemesine yön verebilen kozmik mekanizmalar haline gelebilir.

Sonuç olarak, bu yeni bakış açısı, kara deliklerin aslında evrenin bir son noktası olmadığını, aksine birer "kozmik geçit" olarak farklı zaman çizgilerine ya da evrenin başka bölgelerine açılabilecek yapılar olduğunu öneriyor. Bu teori, kuantum mekaniği ve genel göreliliği birleştirerek, kara deliklerin doğasına dair bildiklerimizi köklü bir şekilde değiştirebilir. Eğer doğruysa, kara delikler evrenin sırlarını çözmeye giden kapıları açan kozmik tuzaklar değil, yeni başlangıçların önünü açan mekanizmalar olabilir.

Beyaz deliklerin varlığına dair bu yeni teorik keşif, fiziksel evrenin sınırlarını yeniden tanımlayarak, evrenin işleyişine dair anlayışımızı derinden değiştirebilir. Kara delikler, her şeyin yok olduğu birer kozmik tuzak değil, aksine bilinmeyene açılan geçitler olabilir.

Editör: Merve Kiraz