<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Erzincan Haber, Erzincan</title>
    <link>https://dogugazetesi.com</link>
    <description>Haber ve son dakika haberleri, güncel haberler, Erzincan haberleri ve ülke gündemi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dogugazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 18 Jul 2026 00:53:14 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Tatilinde Havuz Keyfiniz Kabusa Dönüşmesin: İşte Enfeksiyonlara Karşı 10 Altın Kural]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/yaz-tatilinde-havuz-keyfiniz-kabusa-donusmesin-iste-enfeksiyonlara-karsi-10-altin-kural</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/yaz-tatilinde-havuz-keyfiniz-kabusa-donusmesin-iste-enfeksiyonlara-karsi-10-altin-kural" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Otel, su parkı ve şişme havuzlar ne kadar masum görünüyor? Uzmanlar uyarıyor: Düzenli klorlanan havuzlar bile ciddi enfeksiyon kaynağı olabilir. İşte çocuğunuzu havuz kaynaklı hastalıklardan korumanın yolları.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yaz aylarının gelmesi ve okulların tatil olmasıyla birlikte oteller, tatil siteleri ve su parkları çocukların akınına uğruyor. Anne babalar, dezenfekte edildiğini düşündükleri havuzlarda çocuklarının güvende olduğuna inanıyor. Ancak uzmanlar, düzenli klorlanan havuzların bile hem çocuklar hem de yetişkinler için ciddi birer enfeksiyon kaynağı olabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Eğlence Havuzları İshal Salgınına Davetiye Çıkarıyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Özellikle su parklarında bulunan ve kendi içinde devir daim yapan havuzlar, aynı anda yüzlerce kişi tarafından kullanılıyor. Bu tür havuzlarda henüz standart hale getirilmiş bir kontrol yöntemi bulunmuyor. Bu durum, suyun kolayca enfeksiyon kaynağı haline gelmesine ve ishal salgınlarına neden olabiliyor. ABD'de bir su parkında aynı anda 1700 kişinin enfekte olduğu gerçeği, konunun ciddiyetini gözler önüne seriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Şişme Havuzlar Ne Kadar Masum?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Eğlence amaçlı kullanılan plastik şişme havuzlar da benzer riskleri taşıyor. Okul veya kreş gibi ortamlarda birden fazla çocuğun kullandığı bu havuzlarda; çocukların havuza girmeden önce sabunla duş alması, su yutmaması ve kirli bezli çocukların uzak tutulması büyük önem taşıyor. Eğer bir çocuk gaita kaçırırsa, havuzun mutlaka boşaltılıp temizlenmesi ve güneş altında en az 4 saat kurutulması gerekiyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>"Sızdırmaz Bez" Yanılgısı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Havuz için tasarlanan su geçirmez bezler, gaitanın dışarı sızmasını engellese de mikropların suya karışmasını engelleyemiyor. Bu nedenle ishali olan çocuklar, bez kullansalar dahi havuza kesinlikle sokulmamalı. Sağlıklı çocuklarda ise bezler 30-45 dakikada bir kontrol edilmeli ve değişimden sonra eller mutlaka su ve sabunla yıkanmalıdır.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kulak Enfeksiyonlarına Dikkat</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzun süre havuzda kalmak, halk arasında "yüzücü kulağı" olarak bilinen akut otitis eksterna hastalığına yol açabiliyor. Travmatize olmuş dış kulak yolunun uzun süre suyla teması; kızarıklık, şişlik, kaşıntı ve ağrıyla sonuçlanabiliyor. Uzmanlar, havuzdan her saat başı çıkılmasını ve kulakların havluyla kurulanarak sudan arındırılmasını öneriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Havuzda Enfeksiyondan Korunmak İçin 10 Altın Kural</strong></h2>

<ol start="1">
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Görünür Temizlik:</strong> Havuz suyu berrak olmalı ve havuzun dibi net bir şekilde görülebilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Düzenli Denetim:</strong> Havuzun pH değerinin 7.2-7.8 arasında, serbest klor oranının ise en az 1 ppm olduğundan emin olunmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>İshal Sonrası Kuralı:</strong> <i>Cryptosporidium</i> kaynaklı ishal geçirenler, iyileştikten sonraki 2 hafta boyunca havuza girmemelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Güvenlik:</strong> Havuzun gider ve devir daim borularının korunaklı olduğu kontrol edilmelidir. Cankurtaranın bulunması şarttır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Açık Yara:</strong> Vücudunda açık yarası olan kişiler havuza girmemelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Duş Şart:</strong> Havuza girmeden önce mutlaka sabunla duş alınmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Su Yutmayın:</strong> Havuz suyu kesinlikle ağıza alınmamalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Zaman Sınırı:</strong> Havuzda en fazla bir saat vakit geçirilmeli, saat başı molalar verilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Kulak Bakımı:</strong> Havuzdan çıktıktan sonra kulaklar kurulanmalı ve suyun çıkması sağlanmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Hijyen:</strong> Tuvalet veya bez değişiminden sonra eller su ve sabunla yıkanmalıdır.</p>
 </li>
</ol>

<p style="text-align:justify">Kaynak; memorial.com</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/yaz-tatilinde-havuz-keyfiniz-kabusa-donusmesin-iste-enfeksiyonlara-karsi-10-altin-kural</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/yaz-tatilinde-havuz-keyfiniz-kabusa-donusmesin-iste-enfeksiyonlara-karsi-10-altin-kural-1280x672.jpg" type="image/jpeg" length="36724"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Tatiliniz Kabusa Dönmesin: Alerji Tetikleyicilerine Karşı Hayat Kurtaran Önlemler]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/yaz-tatiliniz-kabusa-donmesin-alerji-tetikleyicilerine-karsi-hayat-kurtaran-onlemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/yaz-tatiliniz-kabusa-donmesin-alerji-tetikleyicilerine-karsi-hayat-kurtaran-onlemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında polen, güneş ve böcek kaynaklı alerjiler tatilinizi bozmasın. Yaz alerjisi belirtileri, korunma yöntemleri ve acil durumda yapılması gerekenler hakkındaki kapsamlı rehberimizle tanışın.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Yaz mevsimi keyifli tatillerin habercisi olsa da, çevresel faktörlerin artışıyla birlikte ortaya çıkan "yaz alerjisi" birçok kişi için sezonu zorlu bir sürece dönüştürebiliyor. Peki, güneşten polene, böceklerden deniz suyuna kadar uzanan bu alerjik reaksiyonlardan korunmak için neler yapılmalı? İşte tatilinizi kurtaracak stratejiler.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yaz ayları, doğanın canlanmasıyla birlikte polen yoğunluğunun arttığı, güneşin etkisini gösterdiği ve dış mekan aktivitelerinin sıklaştığı bir dönem. Ancak bu değişim, bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesine neden olan alerjik reaksiyonları da beraberinde getiriyor. Özellikle çimen ve yabani ot polenleri, yüksek sıcaklıklar, böcek hareketliliği, havuz/deniz suyu kimyasalları ve değişen beslenme alışkanlıkları, alerjiye duyarlı bünyeler için risk oluşturuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Hangi Belirtilere Dikkat Edilmeli?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, yaz alerjilerinin hapşırma, burun akıntısı, gözlerde sulanma ve kaşıntı gibi klasik solunum yolu belirtilerinin yanı sıra; ciltte kızarıklık, döküntü, ürtiker, mide bulantısı, karın ağrısı ve yorgunluk gibi pek çok farklı şekilde kendini gösterebileceğine dikkat çekiyor. Daha ciddi durumlarda ise nefes darlığı ve anafilaksi gibi acil tıbbi müdahale gerektiren tablolar ortaya çıkabiliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yaz Boyunca Alerjiden Korunma Rehberi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Tatil sürecini daha konforlu geçirmek adına şu önlemleri almak kritik önem taşıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Polen Yönetimi:</strong> Polen yoğunluğunun en yüksek olduğu sabah ve öğle saatlerinde dışarı çıkmamaya özen gösterin. Dışarıdan döndüğünüzde üzerinizi değiştirin ve polenlerden arınmak için mutlaka duş alın. Ev ve araba pencerelerini kapalı tutun.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Güneş ve Cilt Hassasiyeti:</strong> Güneş ışınlarının en güçlü olduğu 10:00-16:00 saatleri arasında doğrudan güneşten kaçının. SPF 30 ve üzeri koruma faktörlü güneş kremlerini iki saatte bir yenileyin ve koruyucu giysiler tercih edin.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Böceklerden Korunma:</strong> Çiçeksi parfümlerden kaçının, açık renkli giysiler tercih edin ve böcek kovucu spreylerden faydalanın.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Havuz ve Deniz:</strong> Klor veya tuzlu suyun cildinizde ve gözlerinizde tahrişe yol açmasını engellemek için sudan çıkar çıkmaz temiz suyla duş alın ve yüzme gözlüğü kullanın.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Gıda Güvenliği:</strong> Tropikal meyveler veya deniz ürünleri tüketirken içeriğe dikkat edin; ciddi alerjiniz varsa epinefrin oto-enjektörünüzü yanınızdan ayırmayın.</p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İlk Yardım ve Acil Durum Planı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Alerjik bir reaksiyonla karşılaşıldığında, öncelikle tetikleyici unsuru uzaklaştırmak ilk adımdır. Hafif semptomlar için soğuk kompres, antihistaminik kremler veya doktorun önerdiği ilaçlar rahatlama sağlayabilir. Ancak, şiddetli semptomlarda veya hayatı tehdit eden durumlarda vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Tatile çıkmadan önce ilaçlarınızı yanınıza almayı, gidilecek bölgedeki sağlık hizmetlerini araştırmayı ve doktorunuzla görüşerek bir eylem planı oluşturmayı unutmayın.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/yaz-tatiliniz-kabusa-donmesin-alerji-tetikleyicilerine-karsi-hayat-kurtaran-onlemler</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2023/08/cocuklarda-alerjik-hastaliklar-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-1280x854.jpg" type="image/jpeg" length="78293"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Duyuyorum Ama Anlamıyorum!]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/duyuyorum-ama-anlamiyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/duyuyorum-ama-anlamiyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşlılıkta İşitme Kaybı Sessiz Bir Tehdit mi?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Özellikle 60 yaş üstü bireylerde sinsice ilerleyen işitme kaybı, sosyal yaşamı kısıtlayan bir bariyer haline gelebiliyor. Uzmanlar, "duyuyorum ama anlamıyorum" şikayetine dikkat çekerek erken teşhisin önemini vurguluyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yaşlanmanın doğal bir parçası gibi görülen işitme kaybı, aslında pek çok kişinin fark etmeden yaşadığı bir sağlık sorunu. İstatistikler, 65-74 yaş arasındaki her 4 kişiden birinin, 75 yaş üstündekilerin ise yarısının bu durumdan etkilendiğini gösteriyor. Uzmanlar, bu kaybın sadece yaşlılıkla değil; kulağa giden damarların işlevini yitirmesi, işitme sinirlerinin yıpranması ve beyindeki işitme merkezindeki değişimler gibi üç temel nedene dayandığını belirtiyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>"Duyuyorum Ama Anlamıyorum"</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Hastalığın en belirgin özelliklerinden biri, başlangıçta konuşmayı anlamada bir sorun yaşanmaması. Ancak zamanla sessiz harflerin ayırt edilememesiyle birlikte, hastalar durumu "sesleri duyuyorum ama söylenenleri anlamıyorum" şeklinde ifade etmeye başlıyor. Bu durum, bireylerin konuşmaları tekrarlatmasına ve zamanla sosyal hayattan yavaş yavaş uzaklaşmasına neden oluyor.</p>

<p style="text-align:justify">İşitme kaybı genellikle her iki kulakta simetrik ve kademeli olarak ilerlediği için, hastalar işitme duyularını kaybettiklerini fark edemeyebiliyorlar. Uzmanlar, tıpkı yakın görme sorunlarında olduğu gibi, işitme kaybının da çözümünün işitme cihazı kullanımından geçtiğini ifade ediyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Tinnitus ve Kulak Kiri: İhmale Gelmez</strong></h2>

<p style="text-align:justify">İşitme sisteminin en yaygın şikayetlerinden biri olan ve yaşlıların %33’ünü etkileyen kulak çınlaması (tinnitus), başlı başına bir hastalık değil, bir şikayet olarak tanımlanıyor. Ayrıca yaşla birlikte dış kulak yolundaki derinin incelmesi ve bezlerin salgısının azalması sonucu oluşan kulak kiri (buşon) birikimi, geçici işitme kayıplarına yol açabiliyor. Uzmanlar, bu şikayetlerin başka hastalıkların habercisi olabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İşitme Sağlığınızı Korumak İçin İpuçları</strong></h2>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Belirtileri İzleyin:</strong> Telefonla konuşurken zorlanma, kalabalık ortamlarda sesleri ayırt edememe veya televizyon sesini başkalarını rahatsız edecek kadar açma ihtiyacı önemli işaretlerdir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Gürültüden Kaçının:</strong> Mümkün olduğunca yüksek sesli ve gürültülü ortamlardan uzak durulmalı, zorunlu hallerde kulak koruyucu kullanılmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Doktora Başvurun:</strong> Özellikle ani gelişen işitme kayıpları acil müdahale gerektirir. Rutin kontrollerinizi ihmal etmeyin.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Bilinçsiz İlaç Kullanmayın:</strong> İşitme sağlığınız için uzman hekim tavsiyesi dışında ilaç kullanımından kaçının.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">İşitme kaybı; tümörler, enfeksiyonlar veya kafa içi basınç artışı gibi ciddi durumlardan da kaynaklanabiliyor. Bu nedenle uzmanlar, şüphe duyulduğu anda bir Kulak Burun Boğaz (KBB) doktoruna başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/duyuyorum-ama-anlamiyorum</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/duyuyorum-ama-anlamiyorum-960x720.jpg" type="image/jpeg" length="70015"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğal Uyku Hapı Olarak Bilinen Meyve]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/dogal-uyku-hapi-olarak-bilinen-meyve</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/dogal-uyku-hapi-olarak-bilinen-meyve" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uyku kalitesini artırmak isteyenler... Yatmadan önce tüketilen tek bir muz, daha deliksiz bir uyku uyumanıza yardımcı olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Günümüzün yoğun temposu ve stresi, pek çok kişinin gece boyunca huzurlu bir dinlenme sürecine geçmesini zorlaştırabiliyor. Uyku kalitesini artırmak için çeşitli yöntemler aranırken, mutfağımızdaki basit besinlerin aslında uyku düzeni üzerinde büyük etkileri olabileceği ortaya çıktı. Doğal bir destek olarak nitelendirilen ve doğru zamanda tüketildiğinde olumlu etkiler yaratan bu besin, uyku rutininizi değiştirmeye aday.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Magnezyum Kaynağı Muzun Gücü</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda, kaliteli bir uyku için akşam saatlerinde muz tüketilebileceği belirtiliyor. Genellikle sabah saatlerinde tercih edilen muz, yüksek magnezyum içeriği sayesinde vücudun gevşemesine ve doğal uyku döngüsünün desteklenmesine yardımcı oluyor. Uzmanlar, orta boy bir muzun yaklaşık 34 miligram magnezyum içerdiğini ve bu mineralin stres hormonu olan kortizol seviyelerini düşürerek melatonin üretimini destekleyebildiğini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Uyku Dostu Diğer Besinler</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Muzun yanı sıra bazı besinlerin de uyku sürecini iyileştirebileceğine dikkat çekiliyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Kivi, serotonin üretimini artırarak bireyin rahatlamasına katkı sağlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Ananas, içeriğindeki melatonin ile uykuya dalış sürecini destekler.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Yoğurt, kalsiyum açısından zengin olması nedeniyle uyku kalitesi için önemli bir besin kaynağıdır.</p>
 </li>
</ul>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Sağlıklı Uyku İçin Dengeli Yaklaşım</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, tek bir besinin tüm uyku sorunlarını tek başına çözemeyeceğini hatırlatıyor. Kaliteli bir uyku için doğru beslenmenin yanı sıra düzenli uyku alışkanlıkları kazanmak ve gerek duyulduğunda mutlaka bir sağlık profesyonelinden destek almak, genel sağlığın korunması açısından büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/dogal-uyku-hapi-olarak-bilinen-meyve</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/uyumadan-once-muz-yemek.jpg" type="image/jpeg" length="80598"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Klimayı 18 Dereceye Ayarlayanlar Dikkat: Uzmanlardan 'Klima Çarpması' Uyarısı!"]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/klimayi-18-dereceye-ayarlayanlar-dikkat-uzmanlardan-klima-carpmasi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/klimayi-18-dereceye-ayarlayanlar-dikkat-uzmanlardan-klima-carpmasi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Klimalar yazın vazgeçilmezi olsa da yanlış kullanımı "klima çarpması"na yol açıyor. Belirtileri neler? Soğuk algınlığından farkı ne? İşte klima çarpması hakkında bilmeniz gereken her şey.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sıcaklardan bunalıp kendinizi klimanın serinliğine bıraktığınızda, aslında sağlığınızı riske atıyor olabilirsiniz. Modern yaşamın kurtarıcısı klimalar, yanlış kullanımda baş ağrısından ateş yükselmesine kadar pek çok sorunu beraberinde getiriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Vücudun Isı Dengesi Bozuluyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Klima çarpması, temelde vücudun ani ısı değişimlerine uyum sağlayamaması sonucu ortaya çıkıyor. Uzmanlara göre, özellikle dışarıdaki aşırı sıcaktan çıkıp doğrudan aşırı soğutulmuş bir ortama girmek, vücudun ısı dengesini altüst ediyor. İnsan metabolizması bu ani değişimle başa çıkmak için ekstra enerji harcıyor, bu da beraberinde halsizlik, yorgunluk ve vücut ısısında dengesizlikleri getiriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Sadece sıcaklık değil, klimaların ortamdaki nem dengesini bozması da büyük bir risk unsuru. İdeal nem oranının %50 civarında olması gerekirken, klimaların havayı aşırı kurutması gözlerde, ağızda ve üst solunum yollarında tahrişe, hatta dehidrasyona (sıvı kaybına) neden olabiliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Soğuk Algınlığı ile Karıştırılıyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Klima çarpmasının en sinsi yanı ise belirtilerinin soğuk algınlığı veya grip gibi viral enfeksiyonlarla karıştırılması. Yüksek ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı ve öksürük gibi belirtiler, klima çarpması geçiren bireylerde de sıkça görülüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak uzmanlar aradaki farka dikkat çekiyor: Soğuk algınlığı virüs kaynaklı olup iyileşme süreci daha uzun ve aşamalıyken, klima çarpması büyük ölçüde ani sıcak-soğuk geçişlerinden kaynaklanıyor ve uygun önlemlerle 1-3 gün içinde hafifleyebiliyor. Yine de belirtiler 3 günden uzun sürerse tıbbi yardım almak hayati önem taşıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>"Klimayı 21 Derecenin Altına Düşürmeyin"</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, klima çarpmasından korunmak için şu kritik uyarılarda bulunuyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>İdeal Derece:</strong> Klimanızı 18-19 derece gibi çok düşük seviyelere ayarlamak yerine, vücut için en ideal aralık olan 21-26 derece aralığında kullanın. Gece saatlerinde ise 22 derece ideal kabul ediliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Doğrudan Temastan Kaçının:</strong> Klima havasının vücudunuza, özellikle yüzünüze doğrudan gelmemesine dikkat edin.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Düzenli Bakım:</strong> Bakımı ve filtre temizliği yapılmayan klimalar küf, mantar ve alerjenleri ortama yayarak sağlığı ciddi şekilde tehdit ediyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Havalandırma:</strong> Klimayı sürekli çalıştırmak yerine 2 saat çalıştırıp kapatın ve ortamın temiz hava alması için camları açın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Klima çarpması için spesifik bir tedavi bulunmasa da; serin bir ortamda istirahat etmek, bol sıvı tüketmek ve ateş, kas ağrısı gibi semptomlar için doktor kontrolünde ağrı kesici veya ateş düşürücü kullanmak süreci kolaylaştırabiliyor. Uzmanlar, belirtiler şiddetlendiğinde veya geçmediğinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/klimayi-18-dereceye-ayarlayanlar-dikkat-uzmanlardan-klima-carpmasi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/07/klima-montaji.jpg" type="image/jpeg" length="40050"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kavurucu Sıcaklara Karşı Bakanlıktan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/kavurucu-sicaklara-karsi-bakanliktan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/kavurucu-sicaklara-karsi-bakanliktan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, aşırı sıcaklar nedeniyle vücudun dengesinin bozulabileceğine dikkat çekerek, sıvı tüketimi ve beslenme konusunda hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yaz aylarının gelmesiyle birlikte güneş etkisini artırırken, yükselen hava sıcaklıkları ve nem oranı günlük yaşamımızı doğrudan etkiliyor. Vücudumuz bu zorlu hava koşullarına uyum sağlamak için yoğun bir çaba sarf ederken, sağlığımızı korumak adına bazı temel alışkanlıklarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Özellikle risk grubundaki vatandaşların dikkatli olması gereken bu dönemde, küçük önlemlerle büyük sağlık risklerinin önüne geçmek mümkün. Peki, kavurucu sıcaklarda vücut dengemizi nasıl korumalıyız?</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Sıcak Havalarda Risk Altındaki Gruplar</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yüksek sıcaklıklar nedeniyle vücut ısısının yükselmesi, metabolizmanın zorlanmasına ve aşırı terleme sonucu sıvı ve mineral kaybına yol açıyor. Bu durum beraberinde bayılma hissi, bulantı ve baş dönmesi gibi ciddi sağlık sorunlarını getirebiliyor. Özellikle kronik hastalığı bulunan bireyler, 65 yaş ve üzerindeki vatandaşlar, küçük çocuklar, hamileler ve dış ortamda çalışanlar sıcak hava değişimlerinden çok daha fazla etkileniyor. Bu süreçte kişilerin sağlık durumlarını yakından takip etmeleri hayati önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Susamayı Beklemeden Sıvı Tüketimi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Vücudun sıvı dengesini korumak için susama hissini beklemek, yapılan en büyük hatalardan biri olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, günlük su ihtiyacının vücut ağırlığının her kilogramı için yaklaşık 35 mililitre olarak hesaplanması gerektiğini belirtiyor. Bu hesaplama, yetişkin bir birey için günde ortalama 2,5 ile 3 litre su tüketimine denk geliyor. Sıvı ihtiyacını karşılarken kahve, çay ve gazlı içecekler yerine; ayran, yarım yağlı süt ve taze meyve suları gibi sağlıklı alternatiflere yönelmek vücut direnci için daha yararlı oluyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Beslenme ve Giyimde Altın Kurallar</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sağlıklı bir yaz dönemi geçirmek için sadece sıvı alımı değil, doğru beslenme ve giyim tercihleri de büyük rol oynuyor. Günün en önemli öğünü olan kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzelerin tüketilmesi tavsiye ediliyor. Ayrıca, gün içinde kafeinli içecekler yerine ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çaylarının tercih edilmesi öneriliyor. Aşırı sıcaklarda vücudun nefes almasını sağlayan bol, hafif ve açık renkli kıyafetler seçilmesi, serinlemek için ılık duş alınması ve besin güvenliği kurallarına titizlikle uyulması gerekiyor. Sıcağa bağlı herhangi bir hastalık belirtisi hissedildiğinde ise vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınması büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/kavurucu-sicaklara-karsi-bakanliktan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/sicak-havalarda-alinacak-onlemler.jpg" type="image/jpeg" length="40461"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş Işınları Cildi Biyolojik Yaştan Hızlı Yaşlandırıyor]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/gunes-isinlari-cildi-biyolojik-yastan-hizli-yaslandiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/gunes-isinlari-cildi-biyolojik-yastan-hizli-yaslandiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ciltteki kırışıklık ve lekelerin temel nedeni yaş almak değil, güneşin zararlı ışınları. Uzmanlar fotoyaşlanmaya karşı dört mevsim koruma uyarısı yapıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Aynaya bakıldığında fark edilen ince çizgiler, lekelenmeler ve elastikiyet kaybı, genellikle ilerleyen yaşın doğal bir sonucu olarak kabul ediliyor. Ancak dermatoloji uzmanlarına göre, cildi asıl yaşlandıran faktör takvim yapraklarından ziyade, yıllar boyunca korunmasız şekilde maruz kalınan ultraviyole (UV) ışınları. "Fotoyaşlanma" adı verilen bu süreç, cildin biyolojik yaşından çok daha yaşlı görünmesine sebep olurken, aynı zamanda cilt kanseri riskini de ciddi oranda artırıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Fotoyaşlanma Cildi Sessizce Yıpratıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Cildin zamanla kırışması ve esnekliğini kaybetmesi sadece yılların geçmesiyle açıklanamıyor. Uzmanlar, güneşin zararlı UV ışınlarına uzun süre korunmasız maruz kalmanın, ciltteki kolajen ve elastin liflerini parçalayarak erken yaşlanmaya neden olduğunu belirtiyor. Fotoyaşlanma olarak tanımlanan bu durum; kırışıklıkların yanı sıra renk eşitsizlikleri ve lekelenmelere yol açıyor. Bu nedenle güneşten korunmanın, sadece yaz tatillerinde değil, yılın dört mevsiminde günlük bakım rutininin ayrılmaz bir parçası olması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Çocukluktaki Yanıklar Kansere Davetiye Çıkarıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Güneş ışınlarının kısa vadeli etkileri kızarıklık ve hassasiyet olarak ortaya çıkarken, uzun vadeli sonuçları çok daha tehlikeli boyutlara ulaşabiliyor. Özellikle çocukluk ve ilk gençlik yıllarında yaşanan şiddetli güneş yanıkları, ilerleyen yaşlarda cilt kanseri gelişimi açısından büyük bir risk faktörü oluşturuyor. Dermatologlar, cildi sessizce yıpratan bu sürecin önüne geçmek için erken yaşlardan itibaren düzenli güneş koruyucu kullanımının hayati önem taşıdığını vurguluyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Sadece Spf Değerine Odaklanmak Yanlış</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Güneş kremi seçerken toplumda yapılan en büyük hatalardan biri, yalnızca yüksek SPF değerine güvenmek oluyor. Uzmanlara göre, koruyucunun hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı etkili olan "geniş spektrumlu" özellikte olması gerekiyor. Günlük kullanım için en az 30, yoğun güneş altında ise 50 ve üzeri faktörlü kremlerin tercih edilmesi tavsiye ediliyor. Bunun yanı sıra, akneye meyilli ciltler için gözenek tıkamayan su bazlı, kuru ciltler için ise yoğun nemlendirici içerikli ürünlerin seçilmesi büyük önem taşıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Yüze Özel Ürünler Avantaj Sağlıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Vücut için kullanılan güneş kremlerinin yüze sürülmesi zorunlu bir kural ihlali olmasa da, yüz derisinin daha ince ve hassas yapısı özel ürün kullanımını gerekli kılabiliyor. Yüz için formüle edilen hafif dokulu kremler, özellikle göz çevresinde yanma yapmıyor ve cilt tarafından çok daha kolay tolere ediliyor. Akne, leke veya rozasea gibi cilt problemleri yaşayan bireylerin, kendi cilt tiplerine uygun yüze özel güneş koruyucuları seçmeleri daha konforlu bir kullanım sunuyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Fiziksel Korunma Ve Sık Yenileme Şart</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için sadece krem sürmek tek başına yeterli olmuyor. Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı 10.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneşe çıkmamak, geniş kenarlı şapkalar takmak ve UV korumalı gözlükler kullanmak gerekiyor. Güneş kreminin dışarı çıkmadan en az on beş yirmi dakika önce cilde uygulanması, terleme veya yüzme sonrasında ise en geç iki saatte bir mutlaka yenilenmesi, tam koruma sağlamanın temel kuralları arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/gunes-isinlari-cildi-biyolojik-yastan-hizli-yaslandiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/07/gunes-kremi-1.jpg" type="image/jpeg" length="65244"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pankreas Kanserinde Sağ Kalımı İki Katına Çıkaran İlaç]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/pankreas-kanserinde-sag-kalimi-iki-katina-cikaran-ilac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/pankreas-kanserinde-sag-kalimi-iki-katina-cikaran-ilac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pankreas kanserinde yaşam süresini iki katına çıkaran yeni tedavi umut oldu. Yapay zeka ve kişiye özel yöntemlerle kansere karşı büyük bir savaş veriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Amerika'da düzenlenen ve dünya çapında binlerce uzmanın katıldığı onkoloji kongresi, kanser tedavilerinde çığır açan gelişmelere sahne oldu. Özellikle teşhisi oldukça zor olan pankreas kanserinde sağ kalım süresini uzatan yeni ilaç çalışmaları ve hastaların genetik yapısına özel olarak hazırlanan tedaviler, tıp dünyasında büyük bir heyecan yarattı. Hastalara ciddi bir umut ışığı olan bu yenilikler, kanserle mücadelede geleceğin tedavi yöntemlerini baştan aşağı şekillendiriyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Pankreas Kanserinde Yaşam Süresi Uzuyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Tıp dünyasında en çok ses getiren gelişme, pankreas kanseri üzerine yapılan klinik çalışmalar oldu. Genellikle geç belirti veren ve çoğu zaman ancak ileri evrelerde teşhis edilebilen bu kanser türünde, belirli bir mutasyona etki eden yeni bir molekülün hastaların mevcut yaşam süresini iki katına çıkardığı duyuruldu. Bu gelişmenin, sadece pankreas değil aynı genetik özellikleri taşıyan farklı kanser türleri için de yeni tedavi kapıları aralayacağı belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Yeni İlaç İçin Onay Süreci Bekleniyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kanser hastalarının yaşam süresini uzatan bu umut verici ilaç, şu an için hiçbir ülkede genel satışta bulunmuyor ve sadece sınırlı sayıdaki erken erişim programlarıyla kullanılabiliyor. Ancak Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onay süreci devam eden ilacın kısa süre içinde ruhsat alması bekleniyor. Yasal süreçlerin tamamlanmasıyla birlikte bu yenilikçi tedavinin önümüzdeki dönemde Türkiye'de de erişilebilir hale gelmesi öngörülüyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kişiye Özel Tedavi Ve İmmünoterapi Farkı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kanser tedavisinde artık tek tip uygulamalar yerine hastanın genetik yapısına uygun, tamamen kişiye özel yaklaşımlar ön plana çıkıyor. Kanda dolaşan tümör hücrelerinin detaylı olarak izlenmesiyle birlikte kemoterapi ihtiyacının ciddi oranda azaltılabileceği vurgulanıyor. Ayrıca uzmanlar, doğrudan hastalık hücresini hedef alarak sağlıklı hücrelere de zarar verebilen kemoterapi ile vücudun kendi bağışıklık sistemini tümöre karşı güçlendiren immünoterapinin çalışma mantığının birbirinden tamamen farklı olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Zayıflama İğneleri Kanseri Önlüyor Mu?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Son günlerde eczanelerde reçetesiz satışı nedeniyle popülerleşen zayıflama iğnelerinin kanser üzerindeki etkileri de değerlendirildi. Yapılan gözlemsel çalışmalar, bu iğneleri kullanan kanser hastalarında metastaz (sıçrama) riskinin daha düşük olabileceğini gösteriyor. Ancak yetkililer, bu ilaçların doğrudan kanseri önlediğine dair henüz kesin bir bilimsel kanıt bulunmadığını, faydanın obezite ve insülin direncini azaltmaktan kaynaklanabileceğini belirtiyor. Ciddi yan etkileri olan bu iğnelerin kesinlikle doktor kontrolünde kullanılması gerektiği konusunda uyarılar yapılıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Yapay Zeka Ve Ücretsiz Erken Teşhisin Önemi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Onkoloji alanında yapay zeka kullanımı hızla gelişmeye devam etse de sistemlerin henüz tek başına kesin karar verecek düzeyde olmadığı ve mutlaka uzman bir insanın denetimine ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor. Kanserle savaşta teknoloji kadar asıl hayati adımın erken teşhis olduğu bir kez daha hatırlatılıyor. Hastalığın ileri evrelere geçmesini engellemek adına vatandaşların Sağlık Bakanlığına bağlı KETEM'ler (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) aracılığıyla meme, kolon ve rahim ağzı kanserlerine karşı uygulanan ücretsiz tarama programlarına mutlaka katılması gerektiği vurgulanıyor. Sağlıklı bir iyileşme süreci ve ilaç yan etkilerinin doğru yönetimi için tedavilerin sadece uzman tıbbi onkologlar eşliğinde yürütülmesi büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/pankreas-kanserinde-sag-kalimi-iki-katina-cikaran-ilac</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/01/kanserde-kisiye-ozel-asi-umudu.jpg" type="image/jpeg" length="60659"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığından Aşırı Sıcaklar İçin Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/saglik-bakanligindan-asiri-sicaklar-icin-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/saglik-bakanligindan-asiri-sicaklar-icin-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artan sıcaklıklar sağlığımızı tehdit ediyor. Sağlık Bakanlığı, kavurucu sıcaklarda sıvı kaybına ve beslenmeye dikkat edilmesi konusunda vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yaz aylarının iyice kendini hissettirmesiyle birlikte yükselen sıcaklık ve nem oranları, günlük hayatı zorlaştırmanın yanı sıra ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Sağlık Bakanlığı, kavurucu sıcakların etkisinden korunmak ve sağlıklı bir yaz geçirmek için hayati önem taşıyan bir dizi uyarı yayımladı. Uzmanlar, sıcaklık değişimlerine karşı vücut direncinin artırılması için özellikle sıvı tüketimi ve beslenme alışkanlıklarının baştan aşağı gözden geçirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Risk Grupları Çok Daha Dikkatli Olmalı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Bakanlık tarafından yapılan açıklamaya göre, yükselen sıcaklıklar nedeniyle vücut ısısı artıyor ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamakta zorlanıyor. Artan terlemeyle birlikte ciddi sıvı ve mineral kayıpları yaşanması; baş dönmesi, bulantı ve bayılma hissi gibi şikayetlere yol açabiliyor. Sıcaklık değişimlerinden en çok etkilenen ve risk altında olan grupların başında ise kronik hastalar, küçük çocuklar, 65 yaş ve üzeri bireyler, hamileler ile gün boyu açık alanda çalışmak zorunda olanlar geliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Su İçmek İçin Susamayı Beklemeyin</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sıcak günlerde sağlığı korumanın altın kuralı yeterli su tüketiminden geçiyor. Uzmanlar, su içmek için kesinlikle susama hissinin beklenmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Vücut ağırlığına göre hesaplandığında, ortalama bir yetişkinin günlük 2,5 ila 3 litre arasında su tüketmesi gerekiyor. Bu dönemde çay, kahve veya asitli içecekler yerine; sıvı ihtiyacını sağlıklı bir şekilde karşılamak için suyun yanı sıra ayran, yarım yağlı süt ve taze sıkılmış meyve suyu gibi alternatiflerin tercih edilmesi tavsiye ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Doğru Beslenme Ve Kıyafet Seçimi Şart</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yaz aylarında sadece sıvı tüketimi değil, günlük beslenme rutini ve kıyafet seçimi de büyük bir önem taşıyor. Günün en önemli öğünü olan kahvaltı sofralarında az yağlı peynir, zeytin ve bol taze sebzeye yer verilmesi öneriliyor. Ayrıca kavurucu sıcaklardan korunmak için vücudu sıkan koyu renkli kıyafetler yerine; bol, hafif dokulu ve açık renkli giysilerin seçilmesi gerekiyor. Sık sık ılık duş almak vücudu serinletmeye yardımcı olurken, sıcağa bağlı herhangi bir rahatsızlık belirtisi hissedildiğinde vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınması hayati önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/saglik-bakanligindan-asiri-sicaklar-icin-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2023/08/asiri-sicaklarda-tansiyon-hastalarina-ozel-10-kritik-uyari1-1280x854.jpg" type="image/jpeg" length="85301"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kronik Stresin Sebebi Olan Belirtiler!]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/kronik-stresin-sebebi-olan-belirtiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/kronik-stresin-sebebi-olan-belirtiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz seğirmesi, ağızda metalik tat veya geçmeyen yorgunluk... Gündelik sanılan bu belirtiler aslında kronik stresin vücudunuzdaki gizli çığlığı olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Günlük hayatın koşuşturmacası içerisinde sıkça karşılaşılan ve çoğu zaman önemsiz sanılan bazı fiziksel belirtiler, aslında vücudun kronik stres altında olduğunun habercisi olabiliyor. Uzmanlar, stresin uzun süre devam etmesi halinde zihinsel ve fiziksel sağlığı derinden etkileyebileceğini belirterek, vücudun verdiği gizli alarmlara karşı dikkatli olunması gerektiği konusunda uyarıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Göz Seğirmesi Ve Ağızda Metalik Tat</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Göz kapağında yaşanan istemsiz seğirmeler, yoğun stresin ilk fark edilen belirtileri arasında yer alıyor. Uykusuzluk ve yoğun temponun tetiklediği bu durum, döngüsel bir endişe kaynağına dönüşebiliyor. Bunun yanı sıra kronik stres, tükürük yapısını bozarak ağızda geçmeyen metalik bir tat hissi de oluşturabiliyor. Bu değişim yalnızca basit bir ağız sorunu olarak değerlendirilmemeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Geçmeyen Yorgunluk Ve Cilt Sorunları</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kronik stresin en yaygın etkilerinden biri de dinlenmekle geçmeyen yorgunluk hissi olarak öne çıkıyor. Beyin ve kasların sürekli alarm halinde olması, uyku kalitesini düşürerek kişiyi gün boyu bitkin kılıyor. Ayrıca stresin uzaması yağ bezlerinin çalışmasını doğrudan etkileyerek yetişkinlik döneminde aniden ortaya çıkan aknelere ve ciltte iltihaplanmalara zemin hazırlıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Unutkanlık Ve Sık İdrara Çıkma İhtiyacı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yoğun stres altındaki beyin, hafıza süreçlerini yönetmekte zorlanarak dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemlerine neden olabiliyor. Diğer taraftan, sinir sisteminin sürekli alarm durumunda olması pelvik kaslarındaki gerginliği artırarak sık idrara çıkma isteğini beraberinde getiriyor. Uzmanlar, bu durumların stresin azalmasıyla büyük ölçüde toparlanabileceğini ifade ediyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Uzmanlardan Yaşam Tarzı Değişikliği Önerisi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Bu belirtilerin birden fazlasının aynı dönemde yaşanması, vücudun taşıyabileceğinden fazla yük altında kaldığı anlamına geliyor. Uzmanlar, düzenli uyku, doğada zaman geçirme, kafein tüketimini sınırlama ve egzersiz yapma gibi yaşam tarzı değişikliklerinin stresi yönetmede etkili olduğunu vurguluyor. Belirtilerin günlük yaşamı zorlaştırması halinde ise profesyonel destek alınması büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/kronik-stresin-sebebi-olan-belirtiler</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/04/stres-sikinti-bunalma-sikilma-1280x854.jpg" type="image/jpeg" length="76920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pestisit Riski En Yüksek On İki Besin!]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/pestisit-riski-en-yuksek-on-iki-besin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/pestisit-riski-en-yuksek-on-iki-besin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çilekten ıspanağa sofralarımızdan eksik etmediğimiz ürünlerdeki tarım ilacı kalıntıları açıklandı. Uzmanlar pestisit riskine karşı yıkama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Erzincan pazar tezgahlarında ve manavlarda vatandaşların sıkça tercih ettiği meyve ve sebzelerdeki tarım ilacı kalıntıları önemli bir gündem maddesi oluşturuyor. Her yıl uluslararası çevre ve sağlık kuruluşları tarafından resmi denetim verileri analiz edilerek hazırlanan en yüksek pestisit kalıntısına sahip besinler listesi, tarımsal uygulamalar için de yol gösterici nitelik taşıyor. İnce kabuklu yapıları ile mantar ve zararlılara karşı hassas olmaları nedeniyle dünyanın pek çok yerinde benzer koruyucu ilaçlamalara ihtiyaç duyan bu ürünler, yüksek risk grubundaki yerlerini koruyor. Uzmanlar, meyve ve sebze tüketmenin sağlık açısından faydalarının olası pestisit risklerinden çok daha yüksek olduğunu belirtirken, tüketicilerin bu ürünleri iyice yıkamasını veya organik alternatifleri tercih etmesini öneriyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="ıspanaklı salata  JPEG_960x960" class="detail-photo img-fluid" height="960" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2023/10/ispanakli-salata-jpeg-960x960.jpg" width="960" /></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Ispanak</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Ispanak, yapraklarının geniş yüzeyinin ilaç kalıntılarını kolayca tutabilmesi sebebiyle uzun yıllardır risk sıralamasının üstlerinde yer alıyor. Yetiştirilme sürecinde mantar ve böceklerle mücadele için farklı pestisit türleri kullanılıyor ve analizlerde tek bir örnekte dahi birden fazla kalıntıya rastlanıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kara Lahana, Collard Ve Hardal Yaprakları</strong></span></h3>

<p><img alt="Karalahana Dolması" class="detail-photo img-fluid" height="167" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2023/08/karalahana-dolmasi.jpg" width="303" /></p>

<p style="text-align:justify">Araştırmacılar tarafından tek bir grup olarak değerlendirilen bu üç sebze, yapraklı yapıları yüzünden pestisit kalıntılarını yüzeylerinde hapsediyor. Bazı örneklerde doğada uzun süre kalabilen pestisit izlerinin bulunması, bu grubu listede üst sıralara taşıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><img alt="Çilek 1280X682" class="detail-photo img-fluid" height="682" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2023/12/cilek-1280x682.jpg" width="1280" /></h3>

<p style="text-align:justify">Doğrudan tüketilen ve ince bir kabuğa sahip olan çilek, pestisit kalıntılarının en çok dikkat çektiği meyvelerden biri olarak öne çıkıyor. Mantar hastalıklarına karşı oldukça hassas bir yapıya sahip olması, yetiştiricilikte çeşitli koruyucu uygulamaların yapılmasını zorunlu kılıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Üzüm</strong></span></h3>

<p><img alt="Hangi Renk Üzüm Daha Faydalı" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2025/07/hangi-renk-uzum-daha-faydali.jpg" width="1024" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Sık salkımlar halinde yetişen üzümler mantar hastalıklarına açık bir yapı sergiliyor. Yetiştirme sürecinde yapılan farklı pestisit uygulamaları sonucunda, birçok üzüm örneğinde birden fazla tarım ilacı kalıntısı tespit ediliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Nektarin</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Şeftaliye benzerliğiyle bilinen nektarin, böcek zararlarını önlemek amacıyla ilaçlanıyor. İnce kabuklu yapısı nedeniyle kalıntıların yüzeyde kolayca tespit edildiği ürünler arasında bulunuyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Şeftali</strong></span></h3>

<p><img alt="Şeftali 1280X885" class="detail-photo img-fluid" height="885" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2024/08/seftali-1280x885.jpg" width="1280" /></p>

<p style="text-align:justify">Hem böcek hem de mantar hastalıklarıyla mücadele gerektiren şeftali yetiştiriciliğinde, pestisit kullanımı yaygın olarak görülüyor. İnce kabuğu yüzünden yüzeyde kalan kalıntılar analizlerde net bir şekilde belirleniyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kiraz</strong></span></h3>

<p><img alt="kiraz_1280x853" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2023/08/kiraz-1280x853.jpg" width="1280" /></p>

<p style="text-align:justify">Meyve sinekleri ve çeşitli tarım zararlılarına karşı korunmak istenen kiraz ağaçları sıkça ilaçlanıyor. Yapılan analizlerde örneklerin önemli bir bölümünde farklı pestisit kalıntıları göze çarpıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Elma</strong></span></h3>

<p><img alt="Erzincan’ın Gururu Sakı Elması Doğal Lezzetiyle Sofralarda!" class="detail-photo img-fluid" height="398" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2025/10/erzincanin-gururu-saki-elmasi-dogal-lezzetiyle-sofralarda.jpg" width="500" /></p>

<p style="text-align:justify">Hasat öncesinde zararlılarla mücadele için ve depolama sürecinde kullanılan pestisitler, elmanın uzun yıllardır yüksek kalıntılı ürünler arasında kalmasına neden oluyor. Bu uygulamalar meyve üzerinde kalıntı bulunma olasılığını ciddi oranda artırıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Böğürtlen</strong></span></h3>

<p><img alt="Böğürtlen 1280X854" class="detail-photo img-fluid" height="854" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2024/07/bogurtlen-1280x854.jpg" width="1280" /></p>

<p style="text-align:justify">Oldukça narin bir yapıya sahip olan böğürtlenler, mantar hastalıklarına karşı son derece hassas meyveler arasında yer alıyor. İnce yüzeyleri pestisit kalıntılarının analizlerde daha sık tespit edilmesine yol açıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><img alt="Armut 1280X731" class="detail-photo img-fluid" height="731" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2025/02/armut-1280x731.jpeg" width="1280" /></h3>

<p style="text-align:justify">Yetiştirme döneminde böcek ve mantar hastalıklarından etkilenen armut ağaçlarına koruyucu uygulamalar yapılıyor. Bu durum, incelenen armut örneklerinin büyük bir kısmında tarım ilacı kalıntısı çıkmasıyla sonuçlanıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Patates</strong></span></h3>

<p><img alt="Kartol Erzincan’ın Yöresel Patates Adı" class="detail-photo img-fluid" height="288" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2025/11/kartol-erzincanin-yoresel-patates-adi.jpg" width="555" /></p>

<p style="text-align:justify">Toprak altında yetişmesine rağmen patates, yetiştirme sürecinde yumru kısmına işleyen bazı pestisitler yüzünden listeye dahil oluyor. Kabuğunun soyulması kalıntıyı azaltsa da tamamen ortadan kaldırmaya yetmiyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Yaban Mersini</strong></span></h3>

<p><img alt="Yaban Mersini 1280X731" class="detail-photo img-fluid" height="731" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2024/12/yaban-mersini-1280x731.jpeg" width="1280" /></p>

<p style="text-align:justify">Riskli gıdalar arasına son yıllarda giriş yapan yaban mersini, aynı örnekte birden fazla pestisit türü barındırmasıyla dikkat çekiyor. Küçük ebatları nedeniyle tek tek temizlenmesi diğer meyvelere kıyasla daha fazla zorluk yaratıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Yayımlanan Bu Liste Ne Anlama Geliyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yayımlanan bu veriler, söz konusu meyve ve sebzelerin kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini ifade etmiyor. Aksine, yeterli meyve ve sebze tüketiminin sağladığı faydaların, olası pestisit risklerinden daha fazla olduğu beslenme uzmanları tarafından vurgulanıyor. Bu doğrultuda ürünleri bol akan su altında dikkatlice yıkamak, mümkün olanların kabuğunu soymak ve beslenme rutininde çeşitlilik sağlamak en pratik önlemler olarak öne çıkıyor. Bütçe ve imkanlar dahilinde organik ürünlere yönelmek ise bu besinler için güvenilir bir alternatif oluşturuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/pestisit-riski-en-yuksek-on-iki-besin</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/06/meyveler.jpg" type="image/jpeg" length="86215"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kısa Videoların Beyin Üzerindeki Etkisi!]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/kisa-videolarin-beyin-uzerindeki-etkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/kisa-videolarin-beyin-uzerindeki-etkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medya platformlarının vazgeçilmezi haline gelen kısa videolar, beyin yapımızı ve dikkat süreçlerimizi sandığımızdan çok daha derin bir şekilde dönüştürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Son dönemlerin en çok beğenilen, en çok takip edileni kısa videolar... Bir diğeri, bir diğeri ve bir diğeri daha... Kısacık sandığımız bu videoların etkisi ise sanılandan çok daha büyük!</p>

<p style="text-align:justify">Sosyal medya platformlarında hızla yayılan kısa video içerikleri, yoğun uyaran yapılarıyla kullanıcıların kontrol mekanizmalarını doğrudan etkiliyor. Kullanıcıların ekran başında geçirdiği süreyi bir "kumar mekanizması" ile yöneten kısa bu platformları dikkat eksikliği ve dürtü kontrolü sorunlarını beraberinde getiriyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Dikkat ve Dürtü Kontrolü Zayıflıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kısa video izleme alışkanlığı, uzmanlara göre dikkat eksikliği ve kontrol problemlerini tetikleyebiliyor. Çin’deki bir üniversite tarafından gerçekleştirilen EEG araştırması, bu içeriklere bağımlılık eğilimi yüksek bireylerin beyninde "yönetici kontrol" merkezi olan prefrontal bölgede değişimler meydana geldiğini ortaya koydu. Söz konusu araştırmada, bu bireylerin dikkat toplama süreçlerinde zorlandığı ve dürtü kontrol becerilerinin zayıfladığı tespit edildi.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kumar Mantığıyla Çalışan Ödül Sistemi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Platformların kullanıcıyı ekran başında tutmak için kullandığı yöntemler, kumar mekanizmalarına benzer bir ödül sistemiyle çalışıyor. Kullanıcı bir sonraki videoda neyle karşılaşacağını öngöremediği için sürekli yeni içerik beklentisine giriyor; bu durum beynin ödül sistemini harekete geçirerek zaman algısının kaybolmasına ve saatlerce ekran başında kalınmasına neden oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Gençlerde Odaklanma Sorunları Artıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Özellikle çocuklar ve gençler üzerinde belirginleşen bu durum, ders çalışmak veya kitap okumak gibi tek odak gerektiren sakin faaliyetlerin zorlaşmasına yol açıyor. Yoğun görsel ve işitsel uyaranlara maruz kalan bireylerin, daha az uyarana sahip gündelik sorumlulukları yerine getirirken hızla sıkılabildikleri ifade ediliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kullanım Amacı Süreden Daha Önemli</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Dijital dünyadan tamamen kopmanın günümüzde gerçekçi bir çözüm olmadığı belirtilirken, asıl kritik noktanın sosyal medya kullanım süresinden ziyade kullanımın amacı olduğu vurgulanıyor. Günlük sorumlulukların aksatılmadan yapıldığı kullanımlar daha az risk taşısa da, sorumlulukları ihmal ederek sosyal medyaya yönelmek bağımlılık belirtisi olarak değerlendiriliyor. Ailelerin, çocukların dijital içerikleri hangi ihtiyaçlarını karşılamak için kullandıklarını anlamaları ve bu konuda farkındalık geliştirmeleri kritik bir önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/kisa-videolarin-beyin-uzerindeki-etkisi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/07/sosyal-medya-bagimliligi-1280x853.jpg" type="image/jpeg" length="62912"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ruh Sağlığı Sıcaklıktan Nasıl Etkileniyor?]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/ruh-sagligi-sicakliktan-nasil-etkileniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/ruh-sagligi-sicakliktan-nasil-etkileniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak havalar sizi sinirli mi yapıyor yoksa daha enerjik mi? Uzmanlar, sıcaklığın psikolojimiz üzerindeki şaşırtıcı etkilerini ve daha huzurlu bir yaz için yapılması gerekenleri açıklıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte yükselen hava sıcaklıklarının, sadece fiziksel sağlığımız üzerinde değil, psikolojimiz üzerinde de oldukça belirgin etkileri olduğu gözlemleniyor. Uzmanlar, artan sıcaklıkların stres, anksiyete, uyku bozuklukları ve sinirlilik gibi durumlara zemin hazırlayabileceğine dikkat çekerken, doğru yöntemlerle bu sürecin nasıl yönetilebileceğine dair kritik bilgiler paylaştı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Ruh Sağlığı Sıcaklıktan Nasıl Etkileniyor?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yapılan değerlendirmelere göre, yüksek sıcaklıklar vücut ısısını yükselterek stres ve anksiyete düzeylerini artırabiliyor. Özellikle uzun süreli maruziyetlerde ortaya çıkan bu gerginlik hissi, uyku kalitesini düşürerek yorgunluk ve dikkat dağınıklığı gibi sonuçları beraberinde getiriyor. Bunun yanı sıra, vücuttaki stres hormonlarının salgılanmasıyla birlikte öfke ve sinirlilik hissinin kolaylaştığı, sosyal ilişkilerde ise iletişim sorunlarının yaşanabildiği belirtiliyor. Depresyon ve huzursuzluk hissinin de tetiklenebileceği bu süreç, bireylerin günlük yaşam kalitesini doğrudan etkileyebiliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Madalyonun Diğer Yüzü: Mutluluk ve Enerji</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sıcak havanın psikoloji üzerindeki tek etkisi olumsuz değil. Bazı bireylerde güneş ışığı serotonin seviyelerini artırarak mutluluk ve pozitif enerji kaynağı olabiliyor. Açık hava aktiviteleri, sosyal etkileşimlerin artmasına olanak tanırken; yüzme, yürüyüş ve bisiklet gibi fiziksel aktiviteler endorfin salgılanmasını destekleyerek stresten arınmaya yardımcı oluyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>"Sıcakla Mücadelede Bu Yöntemleri İzleyin"</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, sıcak havaların getirdiği psikolojik zorluklarla başa çıkmak için şu önlemlerin alınması gerektiğini vurguluyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Hidrasyon:</strong> Bol su içerek vücut ısısını dengelemek, zihinsel sağlığı korumanın ilk adımı.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Serin Ortamlar:</strong> Özellikle günün en sıcak saatlerinde klimalı veya gölgeli alanları tercih etmek ruh halini olumlu etkiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Dengeli Beslenme:</strong> Hafif, taze meyve ve sebze ağırlıklı bir beslenme düzeni, enerji seviyelerini dengede tutuyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Düzenli Uyku:</strong> Serin bir ortamda uyumak, uyku kalitesini artırarak yorgunluk kaynaklı sinirlilik halini azaltıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Planlı Aktivite:</strong> Fiziksel egzersizleri günün serin saatlerine kaydırmak, stresten uzaklaşmak için en verimli yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/ruh-sagligi-sicakliktan-nasil-etkileniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/07/sicak-havada-araba-surme-rehberi.jpg" type="image/jpeg" length="75405"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigara Bırakma Tedavisinde Ücretsiz İlaç Desteği]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/sigara-birakma-tedavisinde-ucretsiz-ilac-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/sigara-birakma-tedavisinde-ucretsiz-ilac-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı kararıyla sigara bırakma tedavisi gören 1 milyon kişiye nikotin replasman ürünleri ve etken maddeli ilaçlar ücretsiz olarak sağlanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Tütün bağımlılığıyla mücadele kapsamında önemli bir adım atıldı. Resmi Gazete'de yayımlanan karar doğrultusunda, sigarayı bırakmak isteyen vatandaşların ihtiyaç duyduğu destek ürünleri devlet tarafından karşılanacak. Bu düzenleme, sigara bırakma sürecindeki bireylere maddi kolaylık sağlamayı hedefliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Bir Milyon Kişiye Kapsamlı İlaç Desteği</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda yürütülecek olan bu yeni program kapsamında, tütün bağımlılığı tedavisinde kullanılan özel ilaçlar vatandaşlara ücretsiz sunulacak. Destek kapsamındaki ürünler arasında nikotin replasman tedavisi malzemelerinin yanı sıra Bupropion HCl, Vareniklin ve Sitizin etken maddeli ilaçlar da yer alıyor. Düzenlemeden sosyal güvencesi olanların yanı sıra herhangi bir sosyal güvencesi bulunmayan vatandaşlar da yararlanabilecek.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Sağlık Kuruluşlarına Başvuru Süreci</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Programdan faydalanmak isteyen kişiler, Sağlık Bakanlığı'na bağlı tütün bağımlılığı tedavi ve eğitim birimleri ile birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına başvurabilecekler. Uzmanlar, tedavi sürecinin hekim kontrolünde yürütülmesinin başarı şansını önemli ölçüde artırdığını vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/sigara-birakma-tedavisinde-ucretsiz-ilac-destegi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/02/sigara-birakmak.jpg" type="image/jpeg" length="30168"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı Yaşam İçin Esenlik Merkezleri Kuruluyor!]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/saglikli-yasam-icin-esenlik-merkezleri-kuruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/saglikli-yasam-icin-esenlik-merkezleri-kuruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bireylerin bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik halini desteklemeyi hedefleyen Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile sağlıklı yaşam merkezleri dönemi resmen başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Esenlik Merkezlerinin Kuruluş Şartları</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yeni düzenleme, sağlıklı yaşamı teşvik etmek amacıyla "Esenlik Merkezi" ve "Esenlik Ünitesi" olmak üzere iki farklı yapı getiriyor. Bu birimler; oteller, yaşlı ve engelli bakım merkezleri, spor kulüpleri gibi tesislerin bünyesinde açılabileceği gibi, müstakil binalarda da hizmet verebilecek. Müstakil merkezlerin en az 500 metrekare, ünitelerin ise en az 300 metrekare kapalı alana sahip olması gerekiyor. Merkezlerin ruhsatlandırma süreçleri ise doğrudan il sağlık müdürlükleri tarafından yürütülecek.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Sağlık Hizmetlerinde Uzman Denetimi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Merkezlerde sunulan tüm hizmetlerin, bireyin yaşı, genel sağlık durumu ve yaşam tarzına göre kişiye özel planlanması esas alınıyor. Tedavi amacı taşımayan ancak sağlıklı yaşamı destekleyen bu süreçte, her merkezde en az bir tam zamanlı hekimin bulunması zorunlu kılındı. Ayrıca, acil durumlar için merkezlerin bünyesinde acil müdahale odası bulunması ve yetkili bir hastane veya tıp merkezi ile iş birliği protokolü yapılması şart koşuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Geniş Bir Hizmet Yelpazesi Sunulacak</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yönetmelik; fizyoterapi, geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT), psikolojik destek, dil ve konuşma terapisi gibi geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Ayrıca çamur, deniz suyu, tuz, güneş ve hiperbarik oksijen terapileri ile sanat terapileri gibi uygulamalar da bu merkezlerde vatandaşlara sunulabilecek. Laboratuvar ve görüntüleme gibi ek hizmetler ise dışarıdan hizmet alımı yoluyla karşılanabilecek.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Sağlık Turizminde Rekabet Gücü Artacak</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Türkiye'nin sağlık turizmi potansiyelini güçlendirmesi beklenen bu yeni model, dünyada hızla yayılan "sağlıklı ve kaliteli yaş alma" (longevity) uygulamalarını yerel sisteme entegre ediyor. Bu düzenleme ile hem vatandaşların yaşam kalitesinin artırılması hem de uluslararası standartlarda sağlıklı yaşam hizmetlerinin Türkiye'de daha yaygın hale getirilmesi hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/saglikli-yasam-icin-esenlik-merkezleri-kuruluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2023/10/2024-yili-cumhurbaskanligi-yillik-programi-resmi-gazetede-yayimlandi-1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="16463"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İdrarınızdaki Şaşırtan Renk Değişimi! Gizli Enerji Santralinden Mesajınız Var!]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/idrarinizdaki-sasirtan-renk-degisimi-gizli-enerji-santralinden-mesajiniz-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/idrarinizdaki-sasirtan-renk-degisimi-gizli-enerji-santralinden-mesajiniz-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İdrarınızdaki parlak sarı rengin aslında vücudunuzun gizli bir süper gücü olduğunu biliyor muydunuz? Enerji üretiminden migren tedavisine kadar B2 vitamininin (riboflavin) şaşırtıcı dünyasını ve vücudunuzdaki kritik görevlerini keşfedin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Modern tıp dünyasında vitaminler genellikle "takviye" olarak görülüp geçilse de, B2 vitamini yani riboflavin, hücresel düzeyde yürüttüğü işlemlerle tam bir "enerji mühendisi" gibi çalışır. Mitokondrilerinizde gerçekleşen her enerji üretim döngüsü, aslında riboflavinden türetilen FMN ve FAD isimli iki kritik koenzimin varlığına bağımlıdır. Yani aldığınız her nefes ve hareket ettiğiniz her an, hücrelerinizdeki bu küçük moleküllerin yorulmak bilmez mesaisine borçlusunuz.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Işığa Duyarlı Bir Mucize</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Riboflavin, biyolojik olarak oldukça hassas ve nazlı bir moleküldür. Işığa maruz kaldığında yapısı hızla bozulan bu vitamin, besinlerin depolanma şekline dair bize çok önemli bir ders verir. Süt ve süt ürünlerinin opak ambalajlarda saklanması gerektiği bilgisi, sadece bir ambalaj tercihi değil, riboflavinin biyolojik değerini korumak için bilimsel bir zorunluluktur. Doğanın sunduğu bu besinleri doğru saklamak, hücresel enerjinizi korumakla eşdeğerdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İdrarınızdaki "Sarı" Neden Bir Uyarı Değil, Bir Başarı İşareti?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Takviye alan birçok kişi, idrarlarının parlak bir sarıya bürünmesiyle endişeye kapılır. Ancak bilimsel gerçek tam tersini söyler: Bu durum, vücudunuzun riboflavin ile doygunluğa ulaştığını ve fazla miktarı güvenli bir şekilde dışarı attığını gösteren sağlıklı bir metabolik geri bildirimdir. Riboflavin toksik bir üst sınıra sahip değildir, yani vücudunuzun bu "parlak sarı" tepkisi aslında biyolojik sisteminizin işleyişinden emin olduğunuzun bir kanıtıdır.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Migren Tedavisinde Yeni Bir Ufuk: Yüksek Doz Stratejisi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel araştırmalar, riboflavinin rolünün beslenmenin çok ötesine geçtiğini gösteriyor. Avrupa Nöroloji Akademisi ve Türk Nöroloji Derneği gibi otoriteler, günlük 400 mg gibi yüksek dozlarda kullanılan riboflavinin, mitokondriyal enerji üretimini destekleyerek migren ataklarını azaltabildiğini kanıtlıyor. Bu, sadece bir besin eksikliğini gidermek değil; nörolojik bir durumu doğrudan hücresel düzeyde optimize etmek demektir.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Sessiz Eksikliğin Sessiz Çığlığı: Ariboflavinoz</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Riboflavin eksikliği, modern toplumda nadir görülse de, göz ardı edildiğinde sistemik bir domino etkisi yaratabilir. Diğer B vitaminlerinin (özellikle B6 ve folatın) aktive olması için riboflavine ihtiyaç duyulması, bu vitaminin tüm B grubu zincirinin "anahtarı" olduğunu kanıtlıyor. Ağız köşesindeki basit bir çatlağın veya dildeki kızarıklığın, aslında vücudunuzdaki devasa bir enzimatik reaksiyon zincirinin yavaşladığına dair bir sinyal olabileceğini unutmayın.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/idrarinizdaki-sasirtan-renk-degisimi-gizli-enerji-santralinden-mesajiniz-var</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/01/b12-vitamini-1280x731.jpeg" type="image/jpeg" length="69522"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı Sıcaklar Metabolizmanızı Çökertiyor!]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/asiri-sicaklar-metabolizmanizi-cokertiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/asiri-sicaklar-metabolizmanizi-cokertiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilimsel veriler ışığında aşırı sıcakların insan biyolojisi üzerindeki gizli etkilerini keşfedin. Vücudunuzun bu "yeni normal"e nasıl tepki verdiğini ve yaşamı tehdit eden risklerden nasıl korunacağınızı öğrenin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yaz ayları yaklaştığında sadece hava ısınmaz; aynı zamanda insan vücudunun milyarlarca yıllık evrimsel süreçte geliştirdiği en temel savunma mekanizmalarından biri olan "ısı dengesi" de ciddi bir sınavla karşı karşıya kalır. Modern bilim, aşırı sıcakların sadece basit bir rahatsızlık değil, metabolizmanın biyokimyasal dengesini kökünden sarsan karmaşık bir süreç olduğunu ortaya koyuyor. Peki, vücudumuz kavurucu sıcaklara karşı neden çaresiz kalabiliyor?</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Metabolizmanın "Soğutma" Savaşı ve Sınırları</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Vücut ısısını dengelemek için kullandığımız en temel mekanizma <strong>terlemedir</strong>. Ancak, ortam sıcaklığı ve nem oranı belirli bir eşiği aştığında, terleme yoluyla ısı kaybı işlevini yitirir. Metabolizma, bu yeni durumu kompanse etmek (dengelemek) için ekstra çaba harcar. Özellikle kronik rahatsızlığı olanlarda, yaşlılarda veya çocuklarda bu "dengeleme çabası" başarısız olduğunda, hayati organların işleyişi doğrudan tehlikeye girer.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Görünmez Tehlike: Biyolojik Kapasite Aşımı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sıcak çarpması, bilimsel açıdan vücudun soğutma sisteminin tamamen iflas etmesidir. Vücut ısısı kritik bir seviyeye ulaştığında, beyin başta olmak üzere hayati organlar "termal stres" altına girer. Araştırmalar; obezite, sıvı kaybı (dehidratasyon) veya bazı ilaçların (tansiyon düşürücüler, idrar söktürücüler gibi) kullanımı durumunda vücudun bu ısıyı tahliye etme yeteneğinin ciddi oranda azaldığını gösteriyor. Yani, dışarıdaki hava sıcaklığı arttıkça, biyolojik sistemimiz adeta "aşırı yüklenme" uyarısı veriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bilimsel Temelli Korunma Rehberi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilim dünyası, sıcak havalarda sağlığımızı korumak için "pasif önlemler"den ziyade, fizyolojik ihtiyaçlara yönelik "aktif stratejiler" öneriyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Sıvı Dengesi Stratejisi:</strong> Susuzluk hissi bir "alarm" mekanizmasıdır; ancak bu alarm çaldığında vücudunuz zaten sıvı kaybetmiş demektir. Günde 2-2,5 litre sıvı tüketimi, böbrek fonksiyonlarının korunması ve kan hacminin dengelenmesi için temel bir zorunluluktur.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Isı İletimini Yönetmek:</strong> Dışarı çıkarken giyilen açık renkli, bol ve sıkı dokunmuş kumaşlar, vücudun güneş radyasyonuna doğrudan maruz kalmasını engellerken, hava akışını sağlayarak terin buharlaşmasına yardımcı olur.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Fizyolojik Saatlere Uyum:</strong> Saat 10:00-16:00 arası, güneş ışınlarının dik geldiği ve "termal yükün" en yüksek olduğu saatlerdir. Biyolojik saatimiz bu saatlerde yüksek enerji gerektiren fiziksel aktiviteler için değil, dinlenme ve korunma içindir.</p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kritik Uyarı: Kimler Daha Fazla Risk Altında?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel veriler, riskin herkes için eşit olmadığını net bir şekilde ortaya koyuyor. 65 yaş üstü bireyler, dört yaşından küçük çocuklar, hamileler ve kronik kalp-damar veya solunum sistemi hastaları için aşırı sıcaklar, doğrudan bir sağlık krizi tetikleyicisidir. Bu gruplar için sıcaklık takibi, sadece bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur.</p>

<p style="text-align:justify">Unutulmamalıdır ki, vücudunuzun biyokimyasal sınırlarını zorlamamak, sıcak havaları yönetmenin en temel anahtarıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/asiri-sicaklar-metabolizmanizi-cokertiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/06/sicaklik-1280x717.jpg" type="image/jpeg" length="21048"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Klasik ve elektronik sigarayı birlikte tüketmeyin!]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/klasik-ve-elektronik-sigarayi-birlikte-tuketmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/klasik-ve-elektronik-sigarayi-birlikte-tuketmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elektronik ve klasik sigarayı bir arada kullananlarda akciğer kanseri riski 39 kata kadar artış gösteriyor. Uzmanlar bu duruma karşı uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Son dönemde yapılan bilimsel araştırmalar, tütün ürünleri kullanımındaki tehlikeli bir alışkanlığın ölümcül sonuçlarını gözler önüne serdi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ömür Kaman tarafından değerlendirilen verilere göre, birden fazla tütün ürününün aynı anda tüketilmesi insan vücudunda geri dönülemez hasarlar bırakıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Elektronik Ve Klasik Sigara Birlikteliği</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Günümüzde giderek yaygınlaşan elektronik sigaraların, geleneksel tütün ürünlerine ek olarak kullanılmasının ciddi bir sağlık tehdidi oluşturduğu kanıtlandı. İncelemeler sonucunda, hem elektronik sigarayı hem de klasik sigarayı bir arada kullanan bireylerde hayati risklerin çok daha yüksek olduğu belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Akciğer Kanseri Tehlikesi Büyüyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Bilimsel veriler ışığında yapılan uyarılar, söz konusu çift kullanımın akciğer sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisine odaklanıyor. Uzman değerlendirmelerine göre, bu iki farklı tütün ürününü beraber tüketen kişilerde akciğer kanserine yakalanma ihtimali çarpıcı bir biçimde yükseliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Risk Tam Otuz Dokuz Kat Fazla</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar tarafından yapılan açıklamaların en dikkat çekici kısmını ise ortaya çıkan oransal veriler oluşturuyor. Ortaya konan güncel bilimsel bulgular, klasik ve elektronik sigarayı çift olarak tercih eden kişilerde akciğer kanseri riskinin tam 39 kata kadar artabildiğini net bir şekilde ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/klasik-ve-elektronik-sigarayi-birlikte-tuketmeyin</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2023/08/elektronik-sigara.jpg" type="image/jpeg" length="96288"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Artık Tıbbi Bitki Çayları Sadece Eczanelerde Satılacak!]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/artik-tibbi-bitki-caylari-sadece-eczanelerde-satilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/artik-tibbi-bitki-caylari-sadece-eczanelerde-satilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TİTCK kararıyla tedavi edici özelliği kanıtlanmış tıbbi bitki çaylarının satışı eczanelerle sınırlandı. Market çayları ile tıbbi çaylar tamamen ayrıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sağlık alanında önemli bir düzenleme hayata geçirildi. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından hazırlanarak Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelikle, tıbbi bitki çaylarının satış ve denetim kuralları yeniden belirlendi. Düzenleme ile birlikte tedavi amacı taşıyan bitkisel ürünlerin satışı yalnızca eczanelerle sınırlandırılırken, halk arasında sıkça tüketilen gıda amaçlı bitki çayları ile tıbbi çaylar mevzuat açısından birbirinden kesin çizgilerle ayrıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Tıbbi Çaylar İle Market Çayları Ayrıldı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yönetmelik kapsamında, marketlerde ve aktarlarda satılmaya devam edecek olan normal meyve ve bitki çayları Tarım ve Orman Bakanlığının denetiminde kalmayı sürdürecek. Ancak insan sağlığını koruyucu veya tedavi edici etkisi bilimsel verilerle kanıtlanmış, özel üretim standartları gerektiren farmakope kalitesindeki "tıbbi bitki çayları" bu gruptan tamamen çıkarıldı. Sağlık Bakanlığınca onaylanmış, standardize edilmiş belli bir doza, hazırlama şekline ve özel uyarılara sahip olan bu ruhsatlı ürünlere sadece eczanelerden ulaşılabilecek.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Ruhsatsız Ürün Piyasaya Sürülemeyecek</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yeni karara göre, TİTCK tarafından ruhsatlandırılmayan hiçbir tıbbi bitki çayının piyasaya sunulmasına izin verilmeyecek. Bu ürünleri satmak üzere ruhsat başvurusunda bulunacak firmaların, sundukları bitkisel çayların kalite, güvenilirlik ve etkililik standartlarını resmi olarak belgelendirmesi zorunlu tutuldu. Ayrıca, eczacılar tarafından bizzat eczane ortamında hazırlanan majistral tıbbi bitki çayları da bu sıkı denetim ve kuralların kapsamına dahil edildi.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Tanıtım Sadece Eczane İçinde Yapılabilecek</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Tıbbi bitki çaylarının bilinçsiz tüketimini önlemek amacıyla tanıtım faaliyetlerine de ciddi sınırlar getirildi. Tedavi edici özellikleri bulunan bu çayların televizyon, internet veya sosyal medya gibi mecralarda reklamının yapılması yasaklandı. Ürünlerin tanıtımı, yalnızca kurum tarafından onaylanmış kullanım amaçları doğrultusunda ve sadece eczane sınırları içerisinde yapılabilecek. Söz konusu yönetmelik, yayımlandığı gün itibarıyla resmi olarak yürürlüğe girdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/artik-tibbi-bitki-caylari-sadece-eczanelerde-satilacak</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2023/11/bitki-cayi-1280x719.jpg" type="image/jpeg" length="83929"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastanelerde Muayene Katılım Payı Ücretleri Artırıldı]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/hastanelerde-muayene-katilim-payi-ucretleri-artirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/hastanelerde-muayene-katilim-payi-ucretleri-artirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SGK, Sağlık Uygulama Tebliği'nde yaptığı değişiklikle muayene katılım payı ücretlerini artırdı. Devlet hastanesi 50 TL, özel hastane ise 100 TL oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Sağlık Uygulama Tebliği bünyesinde gerçekleştirdiği düzenlemeyle muayene katılım payı tutarlarında artışa gitti. Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren kararla birlikte, hekim ve diş hekimi muayenelerinde hastaların ödeyeceği ücretler tüm basamaklarda yükseltildi.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Hastanelere Göre Yeni Ücretler</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Değişiklik kapsamında, devlet hastanelerindeki muayene katılım payı 26 TL'den 50 TL'ye çıkarıldı. Eğitim ve araştırma hastaneleri, üçüncü basamak hastaneler ile devlet ve vakıf üniversitesi hastanelerinde bu tutar 26 TL'den 90 TL'ye yükseldi. Vakıf üniversitelerine ait uygulama merkezleri ile özel hastanelerde ise katılım payı ücreti 100 TL olarak belirlendi.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Aile Hekimliği Muayeneleri Ücretsiz Kaldı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yapılan düzenlemede aile hekimleri başta olmak üzere birinci basamak sağlık hizmetlerindeki muayenelerin ücretsiz kalması uygulaması korundu. Ayrıca, aile hekiminden sevk alarak hastaneye başvuran kişilere uygulanan yüzde 50 indirimli katılım payı avantajı da devam edecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Aynı Branşta İkinci Muayeneye Ek Ücret</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Tedavi sürecinde 10 gün içinde aynı uzmanlık dalında farklı bir sağlık kuruluşuna başvuran hastalardan alınacak ek katılım payında ise ciddi bir artış yaşandı. Daha önce 5 TL olarak uygulanan ek ücret tutarı, 6 kat artırılarak 30 TL'ye yükseltildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/hastanelerde-muayene-katilim-payi-ucretleri-artirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/hastane-yasli-hasta-kronik-hastalik-saglik-tedavi-muayene.jpg" type="image/jpeg" length="30663"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
