<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Erzincan Haber, Erzincan</title>
    <link>https://dogugazetesi.com</link>
    <description>Haber ve son dakika haberleri, güncel haberler, Erzincan haberleri ve ülke gündemi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dogugazetesi.com/rss/kultur-sanat" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 18 Jul 2026 00:53:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/rss/kultur-sanat"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kemaliye 47. kez festivalle turistlere bağrını açtı]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/kemaliye-47-kez-festivalle-turistlere-bagrini-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/kemaliye-47-kez-festivalle-turistlere-bagrini-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bozulmamış doğası, taşyolu, wingsuit atlayışları ve eşsiz doğası ile Erzincan'ın Kemaliye ilçesi bu yıl 47. kez düzenlenen festivalle turistleri ağırlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzincan'ın doğası ve tarihiyle öne çıkan ilçesi Kemaliye'de (Eğin) bu yıl 47. kez düzenlenen "Uluslararası Kültür ve Doğa Sporları Şenliği" coşkuyla başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla start veren etkinlik; Erzincan Valiliği himayesinde, Kemaliye Kaymakamlığı, Kemaliye Belediyesi ve Kemaliye Kültür ve Kalkınma Vakfı'nın (KEMAV) ortak organizasyonuyla hayata geçiriliyor.</p>

<p><strong>"Geçmişle Gelecek Arasında Bir Gönül Köprüsü"</strong></p>

<p>Açılış töreninde katılımcılara hitap eden Kemaliye Belediye Başkanı Erdem Atmaca, ilçenin geleneksel mimarisi ve eşsiz doğasına vurgu yaptı. Organizasyonun her geçen yıl uluslararası arenada daha fazla ses getirdiğini belirten Atmaca, şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p>"Bu şenlik sadece bir spor ve kültür etkinliği olmanın ötesinde, geçmişimizle geleceğimiz arasında kurduğumuz güçlü bir gönül köprüsüdür. ABD, Kanada, İsviçre, İngiltere, Fransa ve Brezilya başta olmak üzere 10 farklı ülkeden gelen sporcularımız yamaç paraşütü, wingsuit ve base jump gibi ekstrem branşlarda yeteneklerini sergileyecek. Bu katılım, festivalimizin değerini her geçen gün daha da artırıyor."</p>
</blockquote>

<p>Başkan Atmaca ayrıca; Karanlık Kanyon, Kadı Gölü, Mani Yolu ve tarihi ahşap evler gibi simge mekanların doğal güzelliklerini, yöresel lezzetler ve el sanatlarıyla harmanlayarak misafirlerin beğenisine sunduklarını ifade etti.</p>

<p><strong>Karanlık Kanyon'da Anlamlı Yarış</strong></p>

<p>Konuşmaların ardından KEMAV Başkanı Feridun Çelikmen, Şehir Kulübü'nde katılımcılara yönelik bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Toplantı sonrasında ise şenliğin en heyecanlı anlarından birine geçildi. Kemaliye Spor Kulübü’nün merhum Kurucu Başkanı Emin Atmaca anısına Karanlık Kanyon'un serin sularında kano, rafting ve bot safarisi düzenlendi. Bu renkli etkinlikte Kemaliye Kaymakamı Emirhan Arıkan ve Belediye Başkanı Erdem Atmaca'nın kaptanlığını yaptığı takımlar kıyasıya mücadele etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Farklı branşlarda yaklaşık 250 yerli ve yabancı sporcunun katılım gösterdiği ve doğa tutkunlarını bir araya getiren bu büyük şenlik, <strong>12 Temmuz</strong> tarihinde sona erecek.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/kemaliye-47-kez-festivalle-turistlere-bagrini-acti</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/kemaliye-47-kez-festivalle-turistlere-bagrini-acti.jpg" type="image/jpeg" length="87591"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antik Mezopotamya'nın Gizemli Evlilik Ritüelleri]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/antik-mezopotamyanin-gizemli-evlilik-rituelleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/antik-mezopotamyanin-gizemli-evlilik-rituelleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antik Mezopotamya'da evlilik sadece bir aşk hikâyesi miydi? Kutsal ritüellerden karmaşık hukuk sistemine, tarihin evlilik kurumuna dair şaşırtıcı gerçeklerini bilimsel verilerle keşfedin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Tarihin akışını değiştiren Sümer, Akkad, Assur ve Babil medeniyetlerinin evlilik anlayışına dair yürütülen kapsamlı bilimsel bir araştırma, insanlık tarihinin en köklü kurumlarından birinin aslında sadece bireysel bir birliktelik değil, ekonomik, siyasi ve dini düzenin temel taşı olduğunu gözler önüne seriyor. Mezopotamya’da evlilik; mülkiyet aktarımından toplumsal hiyerarşinin korunmasına, tanrısal bereketten siyasi meşruiyete kadar çok katmanlı bir toplumsal mühendislik aracı olarak işlev görüyordu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kutsal Evlilik: Tanrılarla İktidarın Birleşmesi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırma, mitolojideki "Hieros Gamos" yani "Kutsal Evlilik" kavramının, Mezopotamya’daki yönetim ideolojisinin en kritik unsurlarından biri olduğunu vurguluyor. İnanna ve Dumuzi gibi tanrısal figürlerin evlilik anlatıları, sadece edebi birer hikâye değil; bereket döngüsünün, doğanın verimliliğinin ve hükümdarların tanrısal temele dayalı meşruiyetinin sembolüydü. Kralların, tanrıçayı temsil eden rahibelerle gerçekleştirdiği sembolik birleşmeler, toplumsal düzeni "yeniden tesis eden" kozmik bir ritüel olarak görülüyordu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Hukuk ve Sosyal Statünün Aynası</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Mezopotamya toplumunda evlilik, kanun metinleri ve sözleşmelerle sıkı sıkıya düzenlenmiş bir yapıya sahipti. Hammurabi Kanunları başta olmak üzere çeşitli yasalar, ailenin korunması ve soyun devamlılığı için evliliği hukuki bir güvenceye alıyordu. Çok eşlilik, dul kadınların statüsü ve boşanma uygulamaları gibi konular, dönem toplumunun ataerkil yapısını ve buna rağmen kadınların hukuki düzenlemelerle tanımlanmış konumlarını net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle boşanma süreçlerindeki sembolik uygulamalar –örneğin bir eşin evlilik bağını koparmak için ritüelistik olarak eteğinin kesilmesi veya evden ayrılışı– evliliğin sadece sözlü bir beyan değil, kamusal bir kabul gerektiren resmi bir kurum olduğunu ispatlıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yeni Bir Bakış Açısı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel çalışma, Mezopotamya evlilik kurumunu sadece geçmişe ait bir gelenek değil, toplumun kültürel kimliğini ve iktisadi dengesini biçimlendiren, "üretim birimi" olarak işleyen bir organizma olarak tanımlıyor. Bu araştırma, evliliğin tarihsel süreçteki dönüşümünü anlamak adına mitolojik metinler ile idari belgeleri sentezleyerek, antik dünyanın modern dünyayı nasıl şekillendirdiğine dair yeni bir ufuk açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Demir, B. Ç. (2026). <i>Eski Mezopotamya'da Evlilik Kurumu ve Ritüelleri</i> (Yüksek Lisans Tezi). Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul. Tez No; 1012962</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/antik-mezopotamyanin-gizemli-evlilik-rituelleri</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 15:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/antik-mezopotamyanin-gizemli-evlilik-rituelleri-1072x720.jpg" type="image/jpeg" length="62213"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kemah’ın Gizemli Kapıları ve Kayıp Gelenekleri]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/kemahin-gizemli-kapilari-ve-kayip-gelenekleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/kemahin-gizemli-kapilari-ve-kayip-gelenekleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırat’ın kıyısında, Munzur’un eteklerinde yükselen kadim bir sır perdesi aralanıyor. Sıtkı Küçüktaş’ın kaleminden dökülen "Kemah Evleri" araştırması, bir şehrin mimarisinden öte, unutulmaya yüz tutmuş bir hayat tarzının kapılarını aralıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Doğu Anadolu’nun kalbinde, Kara-Su Vadisi’nin sol kıyısında, Tanasur Deresi’nin serinliğinde kurulan Kemah, sadece bir ilçe değil; adeta tarihle yoğrulmuş bir kültür mirası. Deniz seviyesinden 1038 metre yükseklikte, kadim kalesinin koruyucu şefkati altında varlığını sürdüren bu şirin belde, bugün hala geçmişin izlerini mahallelerinde taşımaya devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Derenin Vadisinde Bir Yaşam Kültürü</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Şehrin dokusu, yüzyıllar boyu Tanasur Deresi’nin açtığı derin vadinin eteklerinde şekillendi. Eskiden ticaretin kalbi kalenin dibinde atar, esnaf her sabah kırk hayvanla çarşıya inerdi. Bugün ise Aşağıgedik, Derebaşı, Ortagedik ile Mektepönü ve Pörhenkbaşı mahallelerinin bir kısmı, hala bu tarih kokan vadide yaşamı sürdürüyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Tarihin Kavşak Noktası</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Hitit kaynaklarında "Hayaşa", Assur belgelerinde Nairi konfederasyonunun bir parçası olarak geçen Kemah, tarihin her döneminde stratejik bir geçit noktası oldu. Ancak beldenin kaderini değiştiren en önemli an, 19 Mayıs günü yaşandı. Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı kuvvetlerinin zorlu bir kuşatmanın ardından fethettiği Kemah, bu tarihten sonra müstakil bir sancak olarak yeniden hayat buldu. Padişahın bizzat incelemelerde bulunduğu ve burç eklettiği kale, bugün hala o günlerin görkemine tanıklık ediyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Harem ve Selamlığın Mimarisi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sıtkı Küçüktaş’ın aktardığı detaylar, Kemah evlerinin sadece birer yapı değil, birer sosyolojik birim olduğunu ortaya koyuyor. Çoğunlukla iki katlı, zemin katları depo veya ahır olarak kullanılan bu evlerde, "haremlik ve selamlık" ayrımı, yaşam düzeninin temelini oluşturuyor. Misafir odalarındaki "tekne tavan" yönteminden, kapılardaki "kalpaklı çivi" işçiliğine kadar her detay, azla yetinen ama bolluk içinde yaşayan bir toplumu yansıtıyor. Evler, üzerlik otu, koç boynuzu ve kapılara kazınan "Maşallah" yazılarıyla nazardan korunuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Tandır Başında Aktarılan Bir Kültür</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kemah’ın sosyal hayatı, gelenek ve göreneklerle sıkı sıkıya bağlı. Tandır başları, sadece yemek pişirilen yerler değil, bilginin kuşaktan kuşağa aktarıldığı birer okul görevi görüyor. Gendime pilavı ve yaprak dolmasının kokusuyla ısınan tandır odalarında, erkek çocuklar kahramanlık hikayeleriyle büyürken, kızlar el sanatları ve ev terbiyesiyle yetişiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Geleneksel kıyafetlerden metal kösteklere, çıtlık denilen ayakkabılardan ahmediye sarıklara kadar uzanan bu zengin maddi kültür, bugün artık evlerin köşelerinde, eski sandıklarda veya araştırmaların satır aralarında kendine yer bulabiliyor. Geçmişin ihtişamlı günlerinden kalan bu miras, Kemah’ın taş duvarları arasında sessizce hikayesini anlatmaya devam ediyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kaynak: Sıtkı KÜÇÜKTAŞ’ın “KEMAH EVLERİ” Adlı kitabından bölümler alınarak oluşturulmuştur. (https://kemah.eu/kemah-evleri/)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/kemahin-gizemli-kapilari-ve-kayip-gelenekleri</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/kemahin-gizemli-kapilari-ve-kayip-gelenekleri.jpg" type="image/jpeg" length="19814"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[182 Filmlik Dev Kariyer: Kadir İnanır’ın Sinema Yolculuğu ve Unutulmaz Filmleri]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/182-filmlik-dev-kariyer-kadir-inanirin-sinema-yolculugu-ve-unutulmaz-filmleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/182-filmlik-dev-kariyer-kadir-inanirin-sinema-yolculugu-ve-unutulmaz-filmleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadir İnanır'ın 182 filmlik dev kariyeri, aldığı ödüller ve Türk sinemasındaki unutulmaz rolleri.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Türk sinemasının unutulmaz karakterlerine hayat veren, onurlu ve güçlü erkek figürleriyle özdeşleşen Kadir İnanır’ın yarım asrı aşan sanat hayatı, geride bıraktığı 182 sinema filmi ve 12 televizyon dizisiyle hafızalardaki yerini koruyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Fatsa’da dünyaya gelen ve kökleri Trabzon Sürmene’ye uzanan Kadir İnanır, İstanbul Haydarpaşa Lisesi ve Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon Bölümü’ndeki eğitiminin ardından sinema dünyasına adım attı. 1968 yılında fotoroman yarışmasında elde ettiği birincilikle başlayan kariyeri, aynı yıl "Yedi Adım Sonra" filmindeki rolüyle beyaz perdeye taşındı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İlk Başrolden Ödüllü Performanslara</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kadir İnanır’ın başrol olarak sinemaya girişi, 1970 yılında Atıf Yılmaz’ın yönettiği "Kara Gözlüm" filmi ile gerçekleşti. Türkan Şoray ile paylaştığı bu başrol, ikilinin Türk sinemasının en çok yakıştırılan çiftlerinden biri olmasının da kapısını araladı. Yıllar sonra, 2003 yapımı "Gönderilmemiş Mektuplar" ile ikili tekrar bir araya gelerek izleyiciden büyük ilgi gördü.</p>

<p style="text-align:justify">Kariyerinde "Utanç", "Selvi Boylum Al Yazmalım", "Bir Yudum Sevgi", "Ah Güzel İstanbul", "Kırık Bir Aşk Hikayesi", "Amansız Yol", "Tomruk", "Sen Türkülerini Söyle", "Katırcılar", "Suçumuz İnsan Olmak", "72. Koğuş", "Dikenli Yol", "Yedi Uyuyanlar", "Tatar Ramazan" ve "Tatar Ramazan Sürgünde" gibi nitelikli yapımlarla öne çıkan İnanır, oyunculuk performansı ile birçok ödülün de sahibi oldu. 5. Altın Koza Film Festivali'nde "Utanç" ile En İyi Erkek Oyuncu seçilen sanatçı, "Yılanların Öcü" ile 1986 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ve "Medcezir Manzaraları" ile 3. Ankara Film Festivali'nde aynı ödüle layık görüldü.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Sinema ve Televizyon Dünyasında Çok Yönlü Bir Kariyer</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Oyunculuğunun yanı sıra televizyon dünyasında da aktif rol alan İnanır, 1995-1996 yılları arasında "Böyle Gitmez" adlı haber programını sundu. 1998 yılında Flash TV'de ana haber bültenlerini sunan sanatçı, en uzun soluklu dizisi olan "Marziye" ile de televizyon izleyicisiyle buluştu. 2000'li yıllarda "Komser Şekspir" ve "Sinema Bir Mucizedir" gibi yapımlarla sinema kariyerine devam eden İnanır, bugün Türk sinemasının simge isimleri arasında yer alıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify">Filmografi (Seçilmiş Liste)</h3>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>2018:</strong> Kapı</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>2014:</strong> Yollara Düştük (Belgesel)</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>2012:</strong> Elveda Katya</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>2011:</strong> İzmir Çetesi, Ünye de Fatsa Arası (Belgesel)</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>2008:</strong> Son Cellat, Kardelen, İpsiz Recep</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>2007:</strong> Kuzey Rüzgarı</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>2006:</strong> Azap Yolu</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>2005:</strong> Sinema Bir Mucizedir</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>2004:</strong> Bütün Çocuklarım</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>2002:</strong> Gönderilmemiş Mektuplar, Kumsaldaki İzler, Kırık Ayna</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>2000:</strong> Komser Şekspir, Derman Bey</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1998:</strong> Marziye</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1994:</strong> Aşk Ölümden Soğuktur</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1992:</strong> Tatar Ramazan Sürgünde, Savcı</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1991:</strong> Ah Gardaşım, Umut Hep Vardı, Aldatacağım</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1990:</strong> Karılar Koğuşu, Kavgamız, Sayın Başkan, Darbe, Eskici Ve Oğulları, Acılar Paylaşılmaz, Tatar Ramazan</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1989:</strong> Filim Bitti, Med Cezir Manzaraları</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1988:</strong> Bir Beyin Oğlu, Emanet, Hüzün Çemberi, Yedi Uyuyanlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1987:</strong> Yarınsız Adam, 72. Koğuş, Katırcılar, Küçüğüm, Menekşeler Mavidir, Sen De Yüreğinde Sevgiye Yer Aç, Yaralı Can</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1986:</strong> Sen Türkülerini Söyle, Dikenli Yol, Güneşe Köprü, Sultanoğlu, Sevgi Çıkmazı, Yarın Ağlayacağım, Umut Sokağı, Suçumuz İnsan Olmak, Hayat Köprüsü</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1985:</strong> Yılanların Öcü, Amansız Yol, Yaz Bitti, Ölüm Yolu, Ateş Dağlı, Seyyid</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1984:</strong> İmparator, Balayı, Bir Yudum Sevgi, Güneş Doğarken, Yabancı (III)</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1983:</strong> Kurban, Yürek Yarası, Bedel</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1982:</strong> Elveda Dostum, Tomruk, Aşkların En Güzeli, Amansızlar</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1981:</strong> Kırık Bir Aşk Hikayesi, Ah Güzel İstanbul</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1980:</strong> İstanbul 1979, İsyan</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1979:</strong> Doktor, Fırat, Gazeteci</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1978:</strong> Dila Hanım, Cevriyem, Derviş Bey, Düzen, Hedef, Evlidir Ne Yapsa Yeridir</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1977:</strong> Selvi Boylum Al Yazmalım, Fırtına, Ana Ocağı, Kan, Tövbekar, Silah Arkadaşları</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1976:</strong> Bodrum Hakimi, Deprem, Devlerin Aşkı, Taksi Şoförü, Alev, İki Kızgın Adam, Can Pazarı, Delicesine, Silahlara Veda</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1975:</strong> Baldız, Pisi Pisi, Askerin Dönüşü, Köprü, Yatak Hikayesi</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1974:</strong> Uyanık Kardeşler, Almanyalı Yarim, Sahipsizler, Sensiz Yaşanmaz, Yazık Oldu Yarınlara, Ceza, Enayi, Bir Yabancı, Korkusuzlar</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1973:</strong> Gazi Kadın, Bitirimler Sosyetede, Ezo Gelin, Yaban, Kambur, Arap Abdo, Ölüme Koşanlar, Anadolu Ekspresi, Hayat Bayram Olsa, Bitirim Kardeşler</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1972:</strong> Dönüş, Aşka Susayanlar - Seks Ve Cinayet, Paprika Gaddar'ın Aşkı, Üç Arkadaş, Vur, Kanlı Para, Asi Gençler, Leyla İle Mecnun, Kopuk, Uçurum, Hesapta Bu Yoktu, Baskın, Korkunç Tecavüz, Utanç, Vahşi Arzu</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1971:</strong> Tophaneli Murat, Azrailin Beş Atlısı, Aslanlar Kükreyince, Kadifeden Kesesi, Kerem ile Aslı, Unutulan Kadın, Mualla, Kara Gün</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1970:</strong> Kara Gözlüm, Dağların Kartalı, Ankara Ekspresi, Meçhul Kadın, Yemende Bir Avuç Türk, Dört Kabadayı</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1969:</strong> Yaralı Kalp, Çılgınlar Cehennemi, Fato / Ya İstiklal Ya Ölüm</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>1968:</strong> Dertli Gönlüm, Yedi Adım Sonra, Kumcu Ali Yaşar</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/182-filmlik-dev-kariyer-kadir-inanirin-sinema-yolculugu-ve-unutulmaz-filmleri</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/182-filmlik-dev-kariyer-kadir-inanirin-sinema-yolculugu-ve-unutulmaz-filmleri-1119x720.jpg" type="image/jpeg" length="55035"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taş Devri’nde Seri Üretim]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/tas-devrinde-seri-uretim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/tas-devrinde-seri-uretim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ulucak Höyük’te keşfedilen 9.000 yıllık Seramik Üretim Atölyesi, tarih öncesi toplumlarda seri üretim ve uzmanlaşmanın şaşırtıcı detaylarını gözler önüne seriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_768513a78d65ae97-24" style="text-align:justify">İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde yer alan, yaklaşık 9.000 yıllık geçmişiyle Batı Anadolu Neolitiği’nin en önemli merkezlerinden biri olan <strong>Ulucak Höyük</strong>, tarih sahnesine dair ezberleri bozan yeni bir keşfe ev sahipliği yapıyor. Höyüğün Geç Neolitik Dönem IVc tabakasında açığa çıkarılan ve "Seramik Üretim Atölyesi" olarak tanımlanan yapı grubu, tarih öncesi toplumlarda üretimin, sanıldığından çok daha organize ve uzmanlaşmış olduğunu kanıtlıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Geçmişin "Endüstriyel" Tasarımı: Atölye</strong></h2>

<p id="p-rc_768513a78d65ae97-25" style="text-align:justify">Bu atölye, seramik üretiminin sadece basit bir ev işi olmadığını, aksine hammadde hazırlığından pişirim aşamasına kadar tüm süreçlerin birbirine bağlı mekânlarda yürütüldüğü, planlı bir üretim zincirinin varlığını gözler önüne seriyor. Birleşik mimari düzende inşa edilmiş bu mekânlar, Neolitik insanın barınma kavramının ötesine geçerek, toplu ve sistemli bir zanaat alanını nasıl inşa ettiğini gösteriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yontmataş Teknolojisi: Üretimin Sessiz Tanıkları</strong></h2>

<p id="p-rc_768513a78d65ae97-26" style="text-align:justify">Seramik üretim atölyesinin işlevini çözümlemede kilit rolü, o alanda ele geçen yontmataş endüstrisi üstleniyor. Mekânlardan elde edilen binlerce çakmaktaşı ve obsidyen alet, atölyedeki üretimin teknik altyapısını yansıtıyor. Taş işçiliğinin teknolojik analizleri, bu aletlerin belirli bir uzmanlık gerektiren üretim süreçlerinin parçası olduğunu ve seramik üretim zincirindeki rolünü somutlaştırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Uzmanlaşmanın İzleri</strong></h2>

<p id="p-rc_768513a78d65ae97-27" style="text-align:justify">Atölye içerisinde tespit edilen kil topakları, öğütme taşları ve fırınlar, seramik zanaatının tek bir mekâna sıkışmadığını, aksine bir üretim ağına yayıldığını gösteriyor. Mekânlar arası bağlantılar ve ortak duvar kullanımı, üretimin belirli bir plan dahilinde örgütlendiğine işaret ederek, tarih öncesi toplumlarda "uzmanlaşma" tartışmalarına yeni bir boyut kazandırıyor.</p>

<p><strong>Kaynak:</strong> Polatgil, S. (2026). <i>Ulucak Höyük Geç Neolitik Dönem Yontma Taş Endüstrisinin Seramik Üretim Atölyesi Bağlamında Değerlendirilmesi</i> (Yüksek Lisans Tezi). Trakya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Edirne. Tez No; 1010163</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/tas-devrinde-seri-uretim</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/tas-devrinde-seri-uretim-1072x720.jpg" type="image/jpeg" length="58221"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağamçağam’ın Gizemli Taş Odaları]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/agamcagamin-gizemli-tas-odalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/agamcagamin-gizemli-tas-odalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan Otlukbeli’nde 2000 metre yükseklikte gizemli bir tarihe yolculuk!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Erzincan’ın zirvesinde, tarihin tozlu sayfalarında kalmış bir inziva noktası: Ağamçağam Çilehanesi meraklılarını bekliyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Erzincan’ın Otlukbeli ilçesi sınırları içerisinde yer alan Ağamçağam Köyü, sadece doğasıyla değil, aynı zamanda bölgenin en gizemli tarihi kalıntılarından birine de ev sahipliği yapıyor. Yaklaşık 2000 rakımlı yüksek bir tepede konumlanan Çilehane, hem mimarisiyle hem de hikayesiyle keşfedilmeyi bekleyen bir sır gibi yükseliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İbadet ve İnzivanın Taşlaşmış Hali</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Tasavvuf geleneğinde dervişlerin manevi bir olgunlaşma süreci olan "çile" dönemlerini geçirdikleri, nefis terbiyesi ve derin ibadet için kullandıkları mekânlara verilen isim olan Çilehane, Ağamçağam’da sade ve etkileyici bir yapıyla karşımıza çıkıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Tamamen taşlardan inşa edilmiş, küçük taş evler veya hücreler formunda olan bu yapılar, zamanın zorlu koşullarına rağmen varlığını korumaya devam ediyor. Bu mekânlar, geçmişte dervişlerin dünyevi hayattan elini eteğini çekerek tamamen manevi bir atmosfere odaklandıkları "inziva" noktaları olarak kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Gizemini Koruyan Tarih</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Ağamçağam Çilehanesi’ni ilginç kılan detaylardan biri de geçmişinin gizemi. Yapıların hangi medeniyet tarafından inşa edildiği noktasında kesin bir bilgi bulunmuyor. Ancak bölge üzerine yapılan tarihi araştırmalarda, bu kalıntıların ilk çağ yerleşimi olabileceği yönünde dikkat çekici değerlendirmeler mevcut.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Ulaşımı Zor, Manzarası Eşsiz</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bu tarihi yapıya ulaşmak isteyenleri zorlu bir yolculuk bekliyor. Köy merkezinden başlayan ve rakımın 2000 metreyi bulduğu zirveye doğru uzanan yol, meraklıları için oldukça meşakkatli ancak sunduğu panoramik manzarayla bu çabaya değen bir rota sunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/agamcagamin-gizemli-tas-odalari</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 09:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/page-18.jpg" type="image/jpeg" length="89299"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adnan Öksüz, Halil İbrahim Özdemir’in "Sıfır Numaralı Hücre" Romanını Köşesine Taşıdı]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/adnan-oksuz-halil-ibrahim-ozdemirin-sifir-numarali-hucre-romanini-kosesine-tasidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/adnan-oksuz-halil-ibrahim-ozdemirin-sifir-numarali-hucre-romanini-kosesine-tasidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adnan Öksüz, araştırmacı gazeteci Halil İbrahim Özdemir’in "Sıfır Numaralı Hücre" romanını köşesine taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Milli Gazete Yazı İşleri Müdürü Adnan Öksüz, dünkü köşe yazısında Erzincan’ın duayen gazetecilerinden araştırmacı gazeteci-yazar Halil İbrahim Özdemir’in yoğun ilgi gören son romanı "Sıfır Numaralı Hücre"yi okuyucularıyla buluşturdu.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Adnan Öksüz, kaleme aldığı yazısında, gerçek olaylardan ilham alarak hazırlanan ve Doğu Yayınları’ndan çıkan "Sıfır Numaralı Hücre" adlı esere geniş yer ayırdı. Roman, Suriye’de casuslukla suçlanarak suçsuz yere tutuklanan iş insanı Vakkas’ın gerçek hayat mücadelesini ve bir hücrenin karanlığında geçen sessiz gecelerini konu alıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Öksüz, yazısında eserin sadece bir kişinin hikayesi olmadığını; adaletin, vicdanın ve insan ruhunun sınırlarının sınandığı bir dünyaya açılan kapı olduğunu belirtti. Okuyucuyu hapishanenin soğukluğu ve sessizliği ile yüzleştiren romanın tesvir ve benzetmelerini oldukça dikkat çekici bulan Öksüz, eseri "bir solukta okuduğunu" ifade etti. Adnan Öksüz ayrıca, Suriye'deki konjonktürün uygun olması durumunda, "Sıfır Numaralı Hücre"nin beyaz perdeye aktarılmasının başarılı olacağı yönündeki temennisini de paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="Adnan Öksüz Sıfır Numaralı Hücre Köşe Yazısı 575X720" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/adnan-oksuz-sifir-numarali-hucre-kose-yazisi-575x720.jpg" width="575" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/adnan-oksuz-halil-ibrahim-ozdemirin-sifir-numarali-hucre-romanini-kosesine-tasidi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 17:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/adnan-oksuz-halil-ibrahim-ozdemirin-sifir-numarali-hucre-romanini-kosesine-tasidi.jpg" type="image/jpeg" length="42310"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan Aleviliğinde Ocak-Dedelik Sistemi]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/erzincan-aleviliginde-ocak-dedelik-sistemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/erzincan-aleviliginde-ocak-dedelik-sistemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan ve Tunceli özelinde, Aleviliğin tarihsel kökenlerini ve dedelik kurumunun sosyolojik etkilerini inceleyen bilimsel araştırmadan çarpıcı kesitler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Anadolu’nun kadim inanç sistemlerinden biri olan Alevilikte, "Dedelik Kurumu" yüzyıllardır toplumsal hafızayı, etik değerleri ve mistik bilgiyi kuşaktan kuşağa taşıyan hayati bir köprü görevi görüyor. Bilimsel bir araştırma, bu köprünün izlerini, Erzincan ve Tunceli coğrafyasındaki ocaklar üzerinden derinlemesine inceliyor. Özellikle Erzincan’daki inanç uygulamalarının tarihsel kökenlerini mercek altına alan çalışma, bölgenin Alevilik tarihi açısından taşıdığı benzersiz dinamikleri ortaya koyuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Sözlü Kültürün Kutsal Emaneti: Ocaklar</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Aleviliğin yazılı kaynaklardan ziyade sözlü geleneğe dayalı bir yapı sergilemesi, dedelerin toplumsal hafızadaki merkezi rolünü pekiştirmiştir. Araştırma, Erzincan’daki Ağuiçen ve Hıdır Abdal Sultan ocakları gibi yapıların, bölge insanı için sadece dini birer merkez değil, aynı zamanda şifa aranan, toplumsal düzenin sağlandığı ve ortak değerlerin yaşatıldığı birer kültürel hafıza deposu olduğunu vurguluyor. Dedeler, dört kapı kırk makamın mistik bilgisini, ritüellerdeki vurguları ve anlatılarıyla diri tutarak bu kadim geleneğin günümüze ulaşmasını sağlamıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erzincan: İnanç ve Göçün Kesişim Noktası</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Çalışma, Erzincan’ı Alevi inanç sistematiğinde stratejik ve sosyolojik bir odak noktası olarak tanımlıyor. Erzincan’daki ocakzade dedelerin anlatıları, bölgenin göç yolları üzerindeki konumu ve Dersim’den gelen kadim inançların bu topraklarda nasıl harmanlandığına dair çarpıcı bulgular sunuyor. Dedelerin, "el ele, el Hakk'a" düsturuyla gerçekleştirdikleri cemlerde, eski Türk inançları ile İslam’ın tasavvufi öğelerinin senkretik (bağdaştırıcı) bir yapıda nasıl bütünleştiği gözler önüne seriliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Neden "Dedelik Kurumu" İrdelenmeli?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Modernleşme ile birlikte değişen ekonomik ve toplumsal koşullar, dedelik kurumunu ve sözlü geleneği yeni bir dönüşüm sürecine sokmuştur. Bilimsel çalışma, bu kurumun sadece geçmişin bir yansıması değil, yaşayan bir süreç olduğunu savunuyor. Erzincan özelinde yapılan görüşmeler, unutulmaya yüz tutmuş menkıbelerin, dedelerin hafızasındaki kültürel kodların ve ritüellerin kayıt altına alınmasının, Anadolu’nun inanç tarihini anlamak adına ne kadar kritik olduğunu kanıtlıyor. Bu araştırma, Alevilikte ocak aidiyetinin, bireyin kimliğini oluşturan temel taşlardan biri olduğunu göstererek, bu alandaki bilimsel çalışmaların aciliyetine dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> * Erdoğan, S. K. (2012). <i>Tarihi Gelişim Sürecinde Alevilikte Dedelik Kurumu (Tunceli ve Erzincan Örneği)</i>. [Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü]. Tez No; 323539</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/erzincan-aleviliginde-ocak-dedelik-sistemi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/01/ahmet-ugurlu-taleplerini-cumhurbaskani-erdogana-aktardi.jpg" type="image/jpeg" length="26181"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Altıntepe’de Ezber Bozan Keşif!]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/altintepede-ezber-bozan-kesif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/altintepede-ezber-bozan-kesif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan ovasında yükselen gizemli volkan konisi Altıntepe, toprağın derinliklerinden fısıldayan seramiklerle tarihi yeniden yazıyor. Bilimsel bir araştırmanın gözünden Urartu mimari dehasının, saklı kanalizasyon sistemlerinin ve 3000 yıllık kayıp katmanların çarpıcı öyküsü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_36b6de5c7dbf17c4-34" style="text-align:justify">Anadolu arkeolojisinin en heyecan verici bulmaca alanlarından biri, Erzincan ovasının kuzeydoğusunda, adeta bir muhafız gibi yükselen doğal bir volkan konisinde saklı duruyor: Altıntepe Kalesi. Kamuoyunda uzun süre sadece ihtişamlı Urartu mimarisiyle anılan bu kale üzerinde yürütülen kapsamlı bir bilimsel araştırma, ezberleri bozacak yepyeni bir ufuk açtı. Pişmiş toprağın binlerce yıllık hafızasını konuşan bir dile dönüştüren bu araştırma, Erzincan’ın bağrındaki bu tepe üzerinde sadece görkemli bir krallığın değil, zamanın ötesine uzanan devasa bir kültürel sürekliliğin yattığını ortaya koyuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Pişmiş Toprağın 3000 Yıllık Konuşan Dili</strong></h2>

<p id="p-rc_36b6de5c7dbf17c4-35" style="text-align:justify">Arkeolojide insanlık tarihinin ayak izlerini takip etmenin en güvenilir yolu, yaşamdan ölüme hayatın her anına eşlik eden çanak çömleklerdir. Bilimsel araştırma kapsamında incelenen tam 1078 adet seramik parça, Altıntepe’nin sadece M.Ö. 9. yüzyılda kurulan Urartu Krallığı’yla sınırlı olmadığını, geçmişinin Erken Tunç Çağı'na kadar uzandığını kanıtlıyor. Urartu kalesi inşa edilirken tepenin üst kısmı düzleştirildiği için o dönem öncesine ait mimari yapılar tahrip olmuş olsa da el yapımı, alacalı ve içiyle dışı renk zıtlığı barındıran "kırmızı-siyah astarlı" seramikler, burada 3000 yıl boyunca sönmeyen bir medeniyet ateşinin varlığını haykırıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kalenin Altındaki Gizli Deha: Kanalizasyon</strong></h2>

<p id="p-rc_36b6de5c7dbf17c4-36" style="text-align:justify">Altıntepe, taş işçiliğinde insanı hayrete düşürecek seviyede ileri gitmiş ve mimari dehasıyla hayal gücünü birleştirmiş bir mühendislik harikasıdır. Bilimsel çalışmada vurgulanan en çarpıcı detaylardan biri, kalenin daha inşa edilmeden önce bir şehir planlamacılığı mantığıyla tasarlanmış olmasıdır. Sadece yağmur sularını tahliye etmekle kalmayan; mutfak, banyo, lavabo ve tuvalet atıklarını da kusursuz bir şekilde surların dışına aktaran tam teşekküllü antik kanalizasyon sistemi, dönemin mühendislik zekasını büyüleyici bir şekilde gözler önüne seriyor. Tapınaklar, saray odaları, devasa depo binaları ve lahitli mezar odalarıyla donatılan bu kale, Erzincan ovasının ortasında yükselen bir antik metropol hissi uyandırıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Saray Malı Pitoslar ve Komşu Friglerin Gizemli Krateri</strong></h2>

<p id="p-rc_36b6de5c7dbf17c4-37" style="text-align:justify">Araştırma, kalenin içindeki günlük yaşam ve uluslararası diplomasi hakkında da sarsıcı veriler sunuyor. Kaledeki devasa depo binalarında, içi killi toprakla doldurulmuş mahzenlerde yerinde üretilen, taşınması imkansız büyüklükte kırmızı renkli ve yüksek kaliteli "saray malı" pitoslar devasa küpler ile orijinal konumunda bulunmuş süzgeçler, gelişmiş bir depolama ve mutfak kültürünü işaret ediyor. Ancak asıl şaşırtıcı olan, kalenin katmanları arasında keşfedilen boya bezemeli geniş ağızlı bir "Frig Krateri" parçasıdır. Bu buluntu, Doğu Anadolu’nun bu güçlü kalesinin, yüzlerce kilometre uzaktaki Frig kültürüyle (Gordion ile) sanılandan çok daha derin ve karşılıklı bir kültürel/ticari diyalog içinde olduğunu bilim dünyasına ilk kez bu kadar somut bir seramik verisiyle kanıtlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Zamanı Delen Çeşitlilik: Tunçtan Demir Çağına</strong></h2>

<p id="p-rc_36b6de5c7dbf17c4-38" style="text-align:justify">Erzincan Altıntepe ve yakın çevresindeki 5 kilometrelik bir alanda yapılan yüzey araştırmalarını da kapsayan bu bilimsel çalışma, bölgede güçlü bir "Karaz Kültürü" egemenliğinin yaşandığını doğruluyor. Erken Tunç Çağı'nın ilkel el yapımı kaplarından, Demir Çağı'nın yavaş dönen çarklarında üretilen yiv ve çentik bezemeli kaplarına; Urartu'nun göz alıcı kırmızı açkılı lüks seramiklerinden, Urartu sonrası Geç Demir Çağ'ın boyalı geometrik bezemelerine (Triangle ve Festoon tarzı) kadar uzanan bu geniş yelpaze, Erzincan’ın Anadolu tarihindeki merkez üssü konumunu perçinliyor. Altıntepe seramikleri, geçmişin karanlık dehlizlerine ışık tutarak sadece toprağın katmanlarını değil, insanlığın ortak hafızasını da yeniden şekillendiriyor.</p>

<p id="p-rc_36b6de5c7dbf17c4-39" style="text-align:justify"><strong>KAYNAK:</strong> Erzincan Altıntepe Urartu Kalesi İle Yakın Çevre Yerleşmeleri Tunç Ve Demir Çağlar Seramiği, Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Arkeoloji Anabilim Dalı, Erzurum, 2012. Tez No; 326872</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/altintepede-ezber-bozan-kesif</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2023/05/altintepe-1280x815.jpeg" type="image/jpeg" length="32937"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstiklal Harbi’nin Kaderini Değiştiren Kararlar Bu Konakta Alındı!]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/istiklal-harbinin-kaderini-degistiren-kararlar-bu-konakta-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/istiklal-harbinin-kaderini-degistiren-kararlar-bu-konakta-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurtuluş Savaşı’nın kaderini belirleyen Bakanlar Kurulu toplantısına ev sahipliği yapan Zaimağa Konağı’nın bilinmeyen hikayesi. Atatürk’ün bir hafta konakladığı o tarihi binada neler yaşandı? İşte İstiklal Harbi’nin dönüm noktası.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Kurtuluş Savaşı’nın en çetin geçtiği günlerde, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin dönüm noktalarından birine ev sahipliği yapan Zaimağa Konağı, o günlerin stratejik kararlarını bugün hala duvarlarında yaşatıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Mart 1922’de, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve beraberindeki heyetin Sivrihisar’a gerçekleştirdiği ziyaret, millî mücadelenin seyrini değiştiren bir süreci başlattı. 24-25 Mart tarihleri arasında Zaimağa Konağı’nda toplanan İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu), dikkat çekici bir ilke imza attı. Bu toplantı, İcra Vekilleri Heyeti’nin Ankara dışında gerçekleştirdiği ilk ve tek Bakanlar Kurulu toplantısı olma özelliğini taşıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Tarihi Kararların Adresi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün bir hafta boyunca konakladığı Zaimağa Konağı, o günlerde İtilaf Devletleri’nden gelen ateşkes teklifinin masaya yatırıldığı yer oldu. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, Anadolu topraklarının derhal boşaltılması şartıyla ateşkes teklifinin kabulüne karar verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ayrıca konak, sadece diplomatik görüşmelere değil, Büyük Taarruz’un ön hazırlıklarına dair stratejik planlamalara da tanıklık etti. Başkomutan Mustafa Kemal ve İsmet Paşa’nın katılımıyla gerçekleşen toplantılarda, bağımsızlık mücadelesinin kaderini belirleyen çok önemli kararlar alındı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bir Kültür Mirası Olarak Geleceğe Taşınıyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sivrihisar’ın özgün konak mimarisini yansıtan bu tarihi yapı, günümüzde bağımsızlık mücadelesinin stratejik ve tarihi bir simgesi olarak varlığını sürdürüyor. Zaimağa Konağı, ailesi tarafından Kültür Mirası olarak müzeye devredilerek, o günlerin ruhunu gelecek nesillere aktarmak üzere koruma altına alınmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Kaynak; Türkiye Turizmi Panorama</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/istiklal-harbinin-kaderini-degistiren-kararlar-bu-konakta-alindi</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 20:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/istiklal-harbinin-kaderini-degistiren-kararlar-bu-konakta-alindi.jpg" type="image/jpeg" length="76854"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Florida Sahillerinden Bir Hazine Dramı: 1715 Gümüş Filosu’nun "Lanetli" Mirası]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/florida-sahillerinden-bir-hazine-drami-1715-gumus-filosunun-lanetli-mirasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/florida-sahillerinden-bir-hazine-drami-1715-gumus-filosunun-lanetli-mirasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sahilde bulunan tek bir gümüş para, sıradan bir inşaat işçisinin hayatını nasıl bir kabusa dönüştürdü? İşte 1715 Gümüş Filosu’nun peşinden giden Kip Wagner’in hazin hikayesi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">1950’li yılların Florida’sında, sahilde yürüyen sıradan bir inşaat işçisi olan Kip Wagner’in ayağının ucuyla bulduğu eski bir gümüş para, sadece bir tarihin değil, yıllar sürecek bir trajedinin de başlangıcı oldu. Üzerindeki garip mühürlerle dikkat çeken o para, 1715 yılında şiddetli bir kasırgada okyanusun derinliklerine gömülen ve İspanya Kralı’na ait tonlarca serveti taşıyan efsanevi "1715 Gümüş Filosu"na aitti.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Hurda Metallerden Hazineli Bir Arayışa</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Profesyonel bir dalgıç olmayan ve elinde hiçbir sermayesi bulunmayan Kip Wagner, hayallerinin peşinden gitmek için alışılagelmişin dışına çıktı. Arkadaşlarıyla bir araya gelerek eski araba motorlarından ve hurda metallerden kendi ilkel dalış ekipmanlarını ve metal detektörlerini üretti. Çevresindekilerin "akıl hastası" muamelesine maruz kalsa da, okyanusun derinliklerindeki o pırıltının peşini bırakmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Milyon Dolarlık Keşif ve Altın Ateşi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yıllar süren başarısızlık ve sabır dolu denemelerin ardından, Wagner ve ekibi okyanus tabanında kumların arasına gizlenmiş devasa bir batığa ulaştı. Kumlar temizlendiğinde karşılaşılan manzara büyüleyiciydi: Üst üste yığılmış, bozulmamış binlerce altın ve gümüş sikke ile krallara layık mücevherler... Bugünün değeriyle milyonlarca doları bulan bu servet, Wagner’i bir gecede dünyanın en ünlü hazine avcısı haline getirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak "altın ateşi" olarak adlandırılan o büyük pırıltı, Wagner’in çevresindeki huzuru kısa sürede zehirledi. Keşif sonrasında ortaklar arasında çatlaklar baş gösterirken; mafya grupları ve kaçakçılar hazinenin peşine düştü. Devlet ise vergi yasaları ve el koyma davalarıyla servetin büyük bir kısmına göz dikti.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Servetin Getirdiği Trajik Son</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kip Wagner için okyanusun dibindeki o altın dağı, huzur değil, ömrünün geri kalanını mahkeme salonlarında, yorucu telif savaşlarında ve eski sakin günlerinin özlemiyle geçirdiği bir hapishaneye dönüştü. Yaşanan tüm bu olayların ve servetin omuzlarına yüklediği ağır psikolojik baskının bir sonucu olarak Wagner, hayata erkenden veda etti.</p>

<p style="text-align:justify">Bugün geriye dönüp bakıldığında, sahilde o ilk gümüş parayı bulduğu o an, Wagner için bir lütuf muydu yoksa bir lanetin başlangıcı mıydı? İşte bu soru, 1715 Gümüş Filosu’nun gizemli hikayesinin en tartışılan noktası olmaya devam ediyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kaynak; Arkeoloji Tarihi (https://www.facebook.com/arkeolojiitarihi)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/florida-sahillerinden-bir-hazine-drami-1715-gumus-filosunun-lanetli-mirasi</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 19:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/florida-sahillerinden-bir-hazine-drami-1715-gumus-filosunun-lanetli-mirasi-1213x720.jpg" type="image/jpeg" length="28566"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan Müzesi'ndeki Hristiyan Konulu Taş Eserlerin Niteliği]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/erzincan-muzesindeki-hristiyan-konulu-tas-eserlerin-niteligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/erzincan-muzesindeki-hristiyan-konulu-tas-eserlerin-niteligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Anadolu müzelerindeki Hristiyan konulu taş eserler üzerine yapılan bilimsel çalışma, Erzincan'daki eserleri de kapsayarak bölgenin binlerce yıllık çok kültürlü tarihini gün yüzüne çıkarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Doğu Anadolu’nun gizemli geçmişine ışık tutan kapsamlı bir bilimsel çalışma, bölge müzelerindeki binlerce yıllık mezar taşları ve mimari eserlerin saklı hikayelerini gün yüzüne çıkardı. Erzincan Müzesi'ndeki eserlerin de mercek altına alındığı bu araştırma, bölgedeki çok kültürlü yaşamın izlerini taşa kazınmış şifrelerle bugüne taşıyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Anadolu’nun kadim coğrafyası Doğu Anadolu, tarih boyunca sayısız medeniyete, inanca ve kültüre ev sahipliği yaptı. Ancak bu medeniyetlerin geride bıraktığı sessiz tanıklar olan taş eserler, uzun süre müze depolarında hikayelerini anlatacak bir el bekliyordu. Son dönemde tamamlanan kapsamlı bir bilimsel araştırma, Ahlat, Erzurum, Kars, Malatya, Tunceli, Van ve <strong>Erzincan</strong> müzelerindeki Hristiyan konulu taş eserleri ilk kez bütüncül bir yaklaşımla inceledi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erzincan Müzesi’nden Tarihe Uzanan İzler</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Çalışma kapsamında detaylıca incelenen merkezlerden biri de Erzincan Müzesi oldu. Müzede bulunan ve geçmişin sessiz çığlığını yansıtan mezar taşları ile mimari parçalar, bölgenin çok kültürlü sosyal dokusuna dair önemli veriler sunuyor. Araştırma, sadece eserlerin fiziksel özelliklerini değil, üzerlerindeki yazıtlar ve süslemeler aracılığıyla kimlere ait olduklarını da kesinleştiriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Taşlara Kazınan Kimlik: Haçlar ve Semboller</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel incelemeler, bölgedeki eserlerin büyük çoğunluğunun Ermeni kültürüne ait olduğunu ortaya koyarken; Rus, Gürcü, Nasturi, Doğu Roma, Amerikan ve Alman kültürlerine ait izleri de belgeliyor. Eserlerin üzerindeki süslemeler; bitkisel, geometrik ve figüratif detaylarla zenginleştirilmiş durumda. Özellikle mezar taşlarında rastlanan çarkıfelek motifi gibi semboller, yaşamın sürekliliği ve dönüşüm gibi evrensel kavramları Hristiyan sanatı bağlamında temsil ediyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Müzecilikte Yeni Bir Dönem</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Daha önce müze envanterlerinde eksik veya muğlak kalan bilgiler, bu çalışma ile objektif ve bilimsel metotlar kullanılarak giderildi. Araştırmacılar, 4 yıl süren saha çalışmaları sonucunda 60 mezar taşı ve 48 mimari parça olmak üzere toplam 108 eseri kayıt altına alarak, bölgenin sanat tarihi açısından eşsiz bir envanterini oluşturdu. Bu çalışma, sadece bir envanter listesi değil, aynı zamanda Anadolu topraklarının ortak kültürel mirasının korunması ve gelecek nesillere aktarılması adına atılmış çok önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Geçmişin Şifreleri Aydınlanıyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Taş eserlerin üzerindeki yazıtlarda Ermenice başta olmak üzere Rusça, Nasturice, Grekçe, Almanca ve İngilizce gibi dillerin kullanılmış olması, bölgenin tarihsel süreçteki kozmopolit yapısını ve farklı inançların yan yana yaşadığı dönemi kanıtlıyor. 19. yüzyıl ve sonrasındaki yazıtlarda Latin alfabesinin kullanılmaya başlanması ise bölgedeki değişimin ve modernleşme sürecinin çarpıcı bir göstergesi olarak dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Şan, H. (2024). <i>Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki Müzelerde Bulunan Hristiyan Konulu Taş Eserler</i> [Doktora Tezi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi]. Tez No; 879017</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/erzincan-muzesindeki-hristiyan-konulu-tas-eserlerin-niteligi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 14:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/10/erzincandaki-bu-taslar-800-yildir-ayakta.jpg" type="image/jpeg" length="18413"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aya İrini’nin Gizli Muhafızı: Batı Hayranı Bir Saray Damadının Müze Doğuran Estetik İsyanı!]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/aya-irininin-gizli-muhafizi-bati-hayrani-bir-saray-damadinin-muze-doguran-estetik-isyani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/aya-irininin-gizli-muhafizi-bati-hayrani-bir-saray-damadinin-muze-doguran-estetik-isyani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Osmanlı modernleşmesinin perde arkasında kalmış, Doğu ile Batı arasında adeta estetik bir köprü kurmuş dahi bir devlet adamının kültür-sanat dünyamıza yön veren vizyonu... İlk Türk müzesinin kuruluşundan Boğaziçi’ndeki yalı kültürüne, porselenden müziğe kadar uzanan çarpıcı ve yepyeni bir ufuk!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Kültür ve sanat tarihi, resmi belgelerin soğuk satır aralarında kaybolmuş ama bugünün estetik dünyasını kökten inşa etmiş sıra dışı karakterlerle doludur. Yapılan son derinlemesine bilimsel araştırmalar, Osmanlı Devleti’nin kabuk değiştirdiği, Doğu ile Batı arasında sıkıştığı fırtınalı bir dönemde, vizyoner devlet adamı Tophane Müşiri Ahmed Fethi Paşa’nın bu coğrafyanın ilk gerçek kültür devrimlerinden birine nasıl imza attığını gözler önüne seriyor. Viyana ve Paris elçilikleri sırasında Batı’nın müzecilik, sanat ve sanayi birikimini bir sünger gibi emen, ardından saraya damat (Sultan II. Mahmud'un kızı Atiyye Sultan'ın eşi) olarak bu entelektüel gücünü saray koridorlarına taşıyan Ahmed Fethi Paşa’nın dünyasına heyecan verici bir yolculuğa çıkıyoruz.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kilise Duvarlarından Doğan İlk Türk Müzesi: Cephanelikten Sanat Mabedine</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Avrupa’da Fransız İhtilali’nin ardından yükselen ulusal kimlik ve müzecilik bilinci, Osmanlı topraklarına sarsıcı bir gecikmeyle de olsa Tophane Müşiri Ahmed Fethi Paşa’nın eliyle ulaştı. Birçok tarih kitabında Osmanlı’nın eski eserlere ilgisiz kaldığı anlatılsa da, bilimsel araştırmanın ortaya koyduğu gerçekler ezber bozuyor. 1846 yılında, tarihi Aya İrini Kilisesi’nin loş koridorlarında, hem Harbiye Askerî Müzesi’nin hem de İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin kurumsal temelleri Ahmed Fethi Paşa tarafından sessizce atıldı.</p>

<p style="text-align:justify">O güne kadar mühimmat ambarı olarak kullanılan bu mekan, Paşa'nın kıvrak zekasıyla Osmanlı coğrafyasının dört bir yanından toplanan "âsâr-ı 'atîka" (eski eserler) ile donatıldı. Üstelik bu müze sadece geçmişi sergilemiyordu; müze içinde bizzat kurdurduğu sarsıcı "Yeniçeri Kıyafetleri Sergisi", dönemin Avrupa basınında büyük bir yankı uyandırarak Batı dünyasının bakışlarını bir anda İstanbul’a çevirmeyi başardı. Bu hamle, Tanzimat’ın modern ruhuna uygun, kendi gücüyle gurur duyan yepyeni bir toplum inşa etme gayesi taşıyordu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İngiliz Şatolarından Kuzguncuk’a: Roma Heykelleriyle Bezenmiş Bir Boğaz Rüyası</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Ahmed Fethi Paşa’nın estetik vizyonu sadece müze duvarlarıyla sınırlı kalmadı; yazları yaşadığı Üsküdar Kuzguncuk’taki meşhur Fethi Paşa Yalısı’na da sindi. Dönemin gezginleri tarafından "Tanzimat Dönemi’nin en iyi şekilde ve zevkle tanzim edilmiş yalısı" olarak parmakla gösterilen bu mekan, adeta bir açık hava müzesi gibiydi.</p>

<p style="text-align:justify">Yalının bahçesinde yer alan fıskiyeli havuzun etrafı, Paşa'nın bizzat Roma’dan özel olarak getirttiği nadide heykellerle süslenmişti ve bu tasarım, Roma’daki ünlü Barberini Sarayı’nın havuzunun birebir benzeriydi. Yalının salonlarında ise dönemin modasının çok ötesinde, tasarımları İngiliz şatolarından esinlenilmiş, özel üretim koltuklar ve mobilyalar boy gösteriyordu. Doğu’nun kalbinde, Batı’nın rafine zevkini soluyan bu yalı, Osmanlı entelektüelinin dünya vizyonunu yansıtan en çarpıcı örneklerden biri haline geldi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Diplomasi Masasından Sanat Koruyuculuğuna: "Heykellerimi İngilizlere Vermem!"</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel araştırmanın gün yüzüne çıkardığı en çarpıcı detaylardan biri ise, Kırım Savaşı sonrasında yaşanan o sessiz estetik savaş... İngiltere’nin ünlü sefiri Canning ve arkeolog Newton’un Osmanlı coğrafyasındaki kazı taleplerine ve tarihi eserleri yurt dışına kaçırma girişimlerine karşı, Tophane Müşiri Ahmed Fethi Paşa adeta tek başına bir set çekti.</p>

<p style="text-align:justify">Bodrum Kalesi’nden çıkarılan ve İngilizlerin gözünü diktiği iki adet kırık aslan heykelini, muazzam bir diplomatik deha ve cesaret örneği göstererek İngilizlerin elinden kaptı. Bu heykeller İstanbul’a getirilerek Çinili Köşk’ün girişine yerleştirildi. Bu çıkış, Osmanlı Devleti’nin kendi topraklarındaki tarihi eserler üzerinde kurmaya başladığı modern denetimin ve kültürel egemenliğin en büyük nişanesi oldu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Porselen Fincandaki Aşk Şiirleri ve Saraya Sunulan Marşlar</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Ahmed Fethi Paşa'nın sanata olan dokunuşu sadece görsel sanatlarla ya da arkeolojiyle sınırlı değildi; o aynı zamanda sanayiyi estetikle buluşturan bir girişimciydi. Beykoz İncirköy’de kurduğu porselen fabrikasında üretilen ve bizzat kendi günlük hayatında da kahve içerken kullandığı "Eser-i İstanbul" damgalı porselen fincanların üzerine şu romantik ve ince mısralar nakşedilmişti:</p>

<p style="text-align:justify"><i>"Kendini pek ele vermiş de ısınmış cânı / Yârin ağzına kapılmış görürüm fincânı"</i></p>

<p style="text-align:justify">Müzik dünyasında ise, ünlü İtalyan besteci Gaetano Donizetti’nin Sultan Abdülmecid için bestelediği imparatorluk marşını ("Gran Marcia Militaire Imperiale") bizzat teslim alıp padişaha sunan, sanatçı ile saray arasındaki o ince köprüyü kuran kişi yine kendisiydi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Kültür-sanat dünyamıza kalıcı bir miras bırakan Tophane Müşiri Ahmed Fethi Paşa, geride sadece fabrikalar, Rodos'ta yaptırdığı dükkanlar ile rüştiye mektebi, müzeler ve yalılar değil; Doğu’nun kökleriyle Batı’nın estetiğini aynı potada eritebilen, ufuk açıcı bir kültürel vizyon bıraktı. Bugün İstanbul’da adımladığımız müzelerin ve hayranlıkla izlediğimiz Boğaz yalılarının arkasında, işte bu vizyoner zekanın ayak izleri bulunuyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KAYNAK:</strong> <i>“Tophane Müşiri Ahmed Fethi Paşa Hayatı ve Faaliyetleri”</i>, Fatih Sultan Mehmet Vakfı Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Doktora Tezi, İstanbul, 2026.  Tez No; 1004041</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/aya-irininin-gizli-muhafizi-bati-hayrani-bir-saray-damadinin-muze-doguran-estetik-isyani</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/aya-irininin-gizli-muhafizi-bati-hayrani-bir-saray-damadinin-muze-doguran-estetik-isyani.jpg" type="image/jpeg" length="43691"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deprem Bölgesinde Saklı Tarih: Erzincan Türbeleri]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/deprem-bolgesinde-sakli-tarih-erzincan-turbeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/deprem-bolgesinde-sakli-tarih-erzincan-turbeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan'ın kadim topraklarında yüzyıllardır ayakta kalmayı başaran, Mengüceklilerden Osmanlı’ya kadar uzanan gizemli türbelerin mimari ve kültürel dünyasına bilimsel bir yolculuğa çıkın.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Anadolu’nun kadim yerleşim merkezlerinden biri olan Erzincan, sahip olduğu zengin kültürel mirasıyla tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Ancak bu coğrafya, özellikle 1939 ve 1992 yıllarında yaşanan şiddetli depremler nedeniyle tarihi dokusunun önemli bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmıştır. Bilimsel bir araştırma, bölgedeki türbelerin sadece birer yapı değil, aynı zamanda Anadolu Türk Sanatı’nın estetik ve yapısal kodlarını taşıyan sessiz tanıklar olduğunu ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Mimari Bir Geçmişin İzleri</strong></h2>

<p id="p-rc_e4223f80dd3ead05-23" style="text-align:justify">Araştırma kapsamında, Erzincan merkez ve ilçelerinde (Kemah, Kemaliye, Tercan) bulunan ve günümüze ulaşabilen on beş farklı türbe detaylıca incelenmiştir. Yapılan analizler, Erzincan’daki türbe mimarisinin XII. yüzyıl sonlarında, Mengüçlü Beyliği döneminde inşa edilen Melik Mengücek Gazi Türbesi ile başladığını ve bu geleneğin XIX. yüzyıla kadar kesintisiz devam ettiğini göstermektedir.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Çadır Formundan Taş İşçiliğine</strong></h2>

<p id="p-rc_e4223f80dd3ead05-24" style="text-align:justify">Erzincan türbeleri, Büyük Selçuklu ve Beylikler dönemi karakterini taşıyan özgün plan şemalarına sahiptir. Sekizgen, kare, dikdörtgen ve dairesel gibi farklı plan tiplerinde inşa edilen bu yapılar; cenazelik (mumyalık) ve gövde bölümleriyle dikkat çekmektedir. Yapıların örtü sistemlerinde ise içten kubbe, dıştan konik külah veya düz dam gibi geleneksel tekniklerin uygulandığı görülmektedir.</p>

<p id="p-rc_e4223f80dd3ead05-25" style="text-align:justify">Süsleme programı açısından oldukça sade bir anlayışın benimsendiği bu eserlerde; bitkisel, geometrik, yazı, kalem işi ve mukarnas gibi süsleme unsurlarına yer verilmiştir. Bu süslemeler, genellikle türbelerin giriş kapılarında ve pencere alınlıklarında odaklanarak estetik bir vurgu yapmaktadır.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kaybolan Mirası Korumak</strong></h2>

<p id="p-rc_e4223f80dd3ead05-26" style="text-align:justify">Bilimsel çalışma, sadece ayakta kalan eserleri değil, ne yazık ki izi silinen veya yerleri tespit edilemeyen yapıları da ele alarak kültürel mirasın korunması konusundaki acil ihtiyaca dikkat çekmektedir. Kültür varlıklarının kaybının, milli bilincin gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük bir tehdit oluşturduğu vurgulanmaktadır. Bugün Erzincan’daki türbeler, Mengüceklilerden Saltuklulara, İlhanlılardan Osmanlı’ya uzanan geniş bir tarihsel yelpazede, bölgenin kültürel kimliğini yaşatmaya devam etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Makbule Kanberoğlu, <i>Erzincan Türbeleri</i>, Yüksek Lisans Tezi, Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024. Tez No; 912536</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/deprem-bolgesinde-sakli-tarih-erzincan-turbeleri</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 15:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/09/kemah-kalesi-ve-sultan-melik-turbesii-1081x720.jpg" type="image/jpeg" length="66646"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Behistun Dağı'nın Kadim Sırları]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/behistun-daginin-kadim-sirlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/behistun-daginin-kadim-sirlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran’ın Kermanşah bölgesindeki Behistun Dağı’nda saklı kalan binlerce yıllık bir sır, asırlar sonra yeniden gün yüzüne çıktı. Hem çalınan başıyla gizemli bir tarihe sahip olan Herkül Heykeli hem de Pers İmparatorluğu’nun üç dilli devasa yazıtı, geçmişin kapılarını aralıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İran’ın Kermanşah bölgesinde yer alan tarihi Behistun Dağı, antik dünyanın en büyüleyici ve gizemli kalıntılarına ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bölgede yürütülen incelemeler, Seleukos döneminden Pers İmparatorluğu'na uzanan iki devasa anıtın etkileyici hikayesini gözler önüne seriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Zaferde Şanlı Bir Tanrı: Behistun Herkül Heykeli</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Behistun Dağı'nda bulunan en dikkat çekici eserlerden biri, Seleukos dönemine (MÖ 312-140/139) ait olan Behistun Herkül Heykeli. 1958 yılında keşfedilen bu kaya kabartması, MÖ 148 yılında bir Seleukos valisi tarafından, bir satrapı onurlandırmak amacıyla yaptırılmış. "Herkül Kallinikos" (Zaferde Şanlı Herkül) adıyla inşa edilen heykel, tam 1.47 metre uzunluğunda.</p>

<p style="text-align:justify">2 metrelik bir platform üzerinde uzanır vaziyette tasvir edilen Herkül’ün sol elinde bir kase yer alırken, sağ eli bacağının üzerinde duruyor. Mitolojik sopası ise arkasında bir kabartma olarak kayaya oyulmuş durumda. Seleukos stellerine benzer bir yazıt taşıyan bu anıt, Yunan tanrısı Herkül’ün, İran tanrısı Wahrām ile asimile edildiğini göstermesi açısından büyük bir tarihi önem taşıyor. Öte yandan, heykelin başı geçmişte iki kez çalınmış olsa da 1996 yılında kurtarıldı. Günümüzde heykelin üzerinde bulunan baş ise aslına uygun bir kopya olarak sergileniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İmparatorluğun Üç Dilli Hafızası: Behistun Yazıtı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Aynı bölgede yükselen bir diğer devasa abide ise Pers İmparatorluğu'nun Büyük Kralı I. Darius (MÖ 522-486) tarafından yaptırılan Behistun Yazıtı. MÖ 520 civarında tamamlandığı bilinen bu kaya kabartması ve yazıt, Pers tarihinin en önemli yazılı kaynakları arasında ilk sıralarda yer alıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Geçmişin diplomatik ve tarihi hafızasını barındıran bu muazzam anıt, tam üç farklı dilde (Eski Farsça, Elamca ve Babilce) kaleme alınmış yazıtıyla zamana meydan okuyor. Kermanşah'ın sarp kayalıklarında yer alan bu iki tarihi miras, antik dönemin inançları, siyasi güç dengeleri ve kültürlerarası geçişleri hakkında günümüze çok değerli bilgiler sunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/behistun-daginin-kadim-sirlari</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/behistun-daginin-kadim-sirlari.jpg" type="image/jpeg" length="29153"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dört Dilli Kentin Gizemi! Gladyatörler Şehri Kibyra Antik Kenti]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/dort-dilli-kentin-gizemi-gladyatorler-sehri-kibyra-antik-kenti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/dort-dilli-kentin-gizemi-gladyatorler-sehri-kibyra-antik-kenti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burdur’un Gölhisar ilçesinde yer alan, bir dönem 30 bin kişilik ordusuyla bölgeye hükmeden Kibyra antik kenti, devasa stadyumu ve eşsiz mimarisiyle geçmişin izlerini günümüze taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Burdur il merkezine 110 kilometre uzaklıkta, Akdağ kütlesinin eteklerinde yer alan ve Gölhisar Ovası’na hakim bir konumda bulunan Kibyra antik kenti, görkemli yapıları ve derin tarihiyle dikkat çekiyor. Deniz seviyesinden yaklaşık 1300 metre yükseklikte kurulu olan bu kadim yerleşim, Luvi dilinden gelen ismiyle Anadolu’nun en köklü merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kavşak Noktasında Bir Güç Merkezi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kuzeyde Frigya, batıda Karya ve Likya, doğuda ise Pisidya ile çevrelenmiş olan Kibyra, antik dönemde güney limanlarını iç bölgelere bağlayan stratejik bir kavşak noktası görevini üstleniyordu. Amasyalı gezgin Strabon’un kayıtlarına göre Lidyalılar tarafından kurulan kent, zamanla Pisidyalıları da bünyesine katarak bölgenin en önemli siyasi ve ekonomik gücü haline geldi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Dört Dil ve Usta Zanaatkarlar</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kibyra, kültürel çeşitliliğiyle de döneminin eşsiz merkezlerinden biriydi. Strabon, kentte Pisidya, Solym, Hellen ve Lidya dilleri olmak üzere dört farklı dilin konuşulduğunu aktarmaktadır. Kent halkı sadece dilleriyle değil; demir işçiliği, kakmacılık, dericilik ve seramik üretimindeki ustalıklarıyla da ün kazanmıştı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Askeri Güç ve Tetrapolis Dönemi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">M.Ö. 2. yüzyılda Bubon, Balbura ve Oineanda şehirleriyle birleşerek "Tetrapolis" (Dörtlü Şehir Grubu) birliğini kuran Kibyra, bu birlik içerisinde iki oy hakkına sahip olan tek kentti. Bu ayrıcalığın temelinde, kentin 30.000 piyade ve 2.000 atlı çıkarabilen devasa askeri kapasitesi yatıyordu. Ancak bu güç, M.Ö. 84 yılında Romalı Murena’nın tiranlığa son verip kenti Asia Eyaleti’ne bağlamasıyla el değiştirdi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Depremle Gelen Değişim: Caiseria Cibyra</strong></h2>

<p style="text-align:justify">M.S. 23 yılında meydana gelen büyük bir depremle sarsılan kent, Roma İmparatoru Tiberius’un destekleriyle yeniden inşa edildi. Bu yardıma şükran göstergesi olarak kentin adı bir dönem "Caiseria Cibyra" olarak değiştirildi. Kent merkezi; stadyum, tiyatro, meclis binası ve agora gibi görkemli kamu yapılarıyla donatıldı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kazılar ve Sosyal Yaşamın İzleri</strong></h2>

<p style="text-align:justify">2006 yılından bu yana devam eden kazı çalışmaları, kentin Geç Antikçağ’daki dönüşümüne ışık tutuyor. M.S. 417 depreminden sonra yerleşimin Agora merkezli olarak küçüldüğü ve savunma amaçlı surlarla çevrildiği görülüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Özellikle Odeion (Müzik Evi) önünde bulunan seramik işlikleri, havuzlar ve moloz taşlardan inşa edilmiş konutlar, M.S. 5. ve 6. yüzyıllardaki üretim faaliyetlerini belgeliyor. Bu alanda gün ışığına çıkarılan ve beş mekândan oluşan Geç Dönem Hamamı ise kentin mühendislik başarısını sergiliyor. Soyunma odasından sıcaklık bölümüne kadar tüm birimleri korunmuş olan bu yapı, bitişiğindeki depo ve kanalizasyon sistemiyle birlikte ziyaretçilere o dönemin günlük yaşamı hakkında somut veriler sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Kibyra'daki kentsel yaşamın, bazı buluntulara dayanarak M.S. 9. yüzyıl sonlarına kadar zayıflayarak da olsa devam ettiği tahmin ediliyor. Bugün 405 hektarlık geniş bir alana yayılan bu kalıntılar, tarih meraklılarını bekliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/dort-dilli-kentin-gizemi-gladyatorler-sehri-kibyra-antik-kenti</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/kibyra-antik-kenti.jpg" type="image/jpeg" length="23431"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Genç Yeteneklerin Tuvalleri Görücüye Çıktı!]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/genc-yeteneklerin-tuvalleri-gorucuye-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/genc-yeteneklerin-tuvalleri-gorucuye-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Resim-İş Eğitimi Programı öğrencilerinin hazırladığı görkemli mezuniyet sergisi kapılarını açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Eğitimi Programı tarafından düzenlenen "Mezuniyet Sergisi", düzenlenen törenle sanatseverlerin beğenisine sunuldu.</p>

<p style="text-align:justify">Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap Kongre ve Kültür Merkezi sergi alanında gerçekleştirilen açılış törenine; Rektör Prof. Dr. Akın Levent, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. A. Ercan Ekinci ve Prof. Dr. Adem Başıbüyük, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fethi Kayalar, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Mehmet Kavukcu, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Orhan Taşkesen, Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selma Taşkesen, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katılım sağladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Eserler Tek Tek İncelendi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından Rektör Prof. Dr. Akın Levent ve beraberindeki heyet, sergide yer alan çalışmaları yakından inceledi. Mezuniyet aşamasına gelen öğrencilerin farklı tekniklerle hazırladığı eserleri tek tek gezen Rektör Levent, genç sanatçılarla sohbet ederek çalışmaların hazırlık süreci ve içerikleri hakkında bilgi aldı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Rektör Levent’ten Teşekkür ve Başarı Dileği</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sergilenen eserleri ilgiyle takip eden Rektör Prof. Dr. Akın Levent, serginin hayata geçirilmesinde emeği geçen akademisyenleri ve mezuniyet aşamasındaki öğrencileri tebrik etti. Genç sanatçılara gelecek kariyerlerinde başarılar dileyen Levent, serginin düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Yoğun katılımla gerçekleşen sergi, davetliler ve öğrenciler tarafından büyük beğeni topladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/genc-yeteneklerin-tuvalleri-gorucuye-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/genc-yeteneklerin-tualleri-gorucuye-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="58746"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eğin’den Bir Bilim Çınarı Geçti: Ebu Sehl Numan Efendi Kemaliye'de Konuşulacak]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/eginden-bir-bilim-cinari-gecti-ebu-sehl-numan-efendi-kemaliyede-konusulacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/eginden-bir-bilim-cinari-gecti-ebu-sehl-numan-efendi-kemaliyede-konusulacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemaliye’nin köklü tarihine ve "kolaylığın babası" olarak bilinen zeka küpü âlimi Ebu Sehl Numan Efendi’nin hayatına ışık tutacak özel panelin detayları belli oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Erzincan’ın Kemaliye ilçesi, yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından biri olan ve ilim irfan geleneğinin mihenk taşları arasında gösterilen Ebu Sehl Numan Efendi’yi anmaya hazırlanıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Kemaliye Hacı Ali Akın Meslek Yüksekokulu tarafından organize edilen panelin ana teması <strong>“Türk İslam Tarihinde Eğin ve Eğinli Ebu Sehl Numan Efendi”</strong> olarak belirlendi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Zor İşlerin Çözüm Kapısı: "Ebu Sehl"</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Panelde, ilmi çalışmalarıyla tanınan Numan Efendi’nin hayatı ve eserleri ele alınacak. Numan Efendi’ye, pek çok zor işi ince zekasıyla kolayca çözebilmesi nedeniyle "kolaylığın babası" anlamına gelen <strong>“Ebu Sehl”</strong> mahlasının verildiği biliniyor. Düzenlenecek bu etkinlik ile hem ilçenin köklü tarihine hem de bu toprakların yetiştirdiği değerlere ışık tutulması hedefleniyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Panel Programı ve Konuşmacılar</strong></h2>

<p style="text-align:justify">T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenen projenin panelistleri arasında şu isimler yer alıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Dr. Öğr. Üyesi Kemal Taşcı</strong> (Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi)</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Dr. Öğr. Üyesi Rukiye Özdemir</strong> (Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi)</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><strong>Etkinlik Bilgileri:</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Tarih:</strong> 6 Mayıs 2026 Çarşamba</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Saat:</strong> 10:30</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Yer:</strong> EBYÜ Kemaliye Hacı Ali Akın MYO Konferans Salonu</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/eginden-bir-bilim-cinari-gecti-ebu-sehl-numan-efendi-kemaliyede-konusulacak</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/eginden-bir-bilim-cinari-gecti-ebu-sehl-numan-efendi-kemaliyede-konusulacak-1268x720.jpg" type="image/jpeg" length="47825"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antik Kentleri Geleceğe Taşıyacak Stratejik Model Önerisi]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/antik-kentleri-gelecege-tasiyacak-stratejik-model-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/antik-kentleri-gelecege-tasiyacak-stratejik-model-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilimsel araştırmalar, antik kentlerin kültürel miras turizmine entegrasyonunda devrim yaratacak, paydaş temelli ve zaman odaklı yeni bir stratejik planlama modeli sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_97815f6e82737d0e-30" style="text-align:justify">Kültürel miras, bir toplumun tarihsel birikimini ve değerlerini yansıtan en temel unsurdur. Ancak bu mirasın sadece korunması yeterli değildir; onun sürdürülebilir bir şekilde geleceğe aktarılması ve toplumsal faydaya dönüştürülmesi, multidisipliner bir yönetim anlayışını zorunlu kılar. Bilimsel bir araştırma, Türkiye’nin en önemli arkeolojik değerlerinden biri olan <strong>Pisidia Antiocheia</strong> örneği üzerinden, antik kentlerin kültürel miras turizmine kazandırılmasına yönelik şaşırtıcı ve kapsamlı bir stratejik model geliştirdi. Bu çalışma, statik bir koruma anlayışından ziyade, dinamik ve aşamalı bir yol haritası sunarak bilim dünyasında yepyeni bir ufuk açıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Arkeolojiden Turizme: 1.176 Kodlu Dev Veri Seti</strong></h2>

<p id="p-rc_97815f6e82737d0e-31" style="text-align:justify">Yapılan bu bilimsel araştırma, sadece teorik varsayımlara değil, 2010-2025 yılları arasındaki 35 akademik çalışmanın analizi ile seyahat acentelerinden yerel halka kadar 107 farklı paydaşın görüşlerine dayanıyor. <strong>MAXQDA</strong> yazılımı kullanılarak gerçekleştirilen içerik analizleri sonucunda, tam <strong>1.176 koddan</strong> oluşan devasa bir veri seti sentezlendi. Bu veriler; 12 ana tema ve 78 alt tema altında hiyerarşik bir yapıya dönüştürülerek, antik kentlerin kaderini değiştirecek bir "planlama mantığı" oluşturuldu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Zamanın Ruhu: Kısa, Orta ve Uzun Vadeli Yol Haritası</strong></h2>

<p id="p-rc_97815f6e82737d0e-32" style="text-align:justify">Araştırmanın en çarpıcı yönlerinden biri, stratejik planlamayı "zaman ufukları" üzerine inşa etmesidir. Bilimsel bulgular, bir antik kentin turizme kazandırılmasının doğrusal değil, senkronize bir süreç olması gerektiğini kanıtlıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<ul>
 <li>
 <p id="p-rc_97815f6e82737d0e-33" style="text-align:justify"><strong>Kısa Vade (Giriş Noktası):</strong> Planlamanın birincil ön koşulu yönetişim ve destinasyon yönetim merkezlerinin kurulmasıdır.</p>

 <p style="text-align:justify"></p>

 <p style="text-align:justify"></p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_97815f6e82737d0e-34" style="text-align:justify"><strong>Orta Vade (Gelişim Aşaması):</strong> Tanıtım, markalaşma ve ürün-deneyim tasarımı bu aşamada kritik rol oynar.</p>

 <p style="text-align:justify"></p>

 <p style="text-align:justify"></p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_97815f6e82737d0e-35" style="text-align:justify"><strong>Uzun Vade (Olgunluk Döngüsü):</strong> Altyapı iyileştirmeleri ve çevresel düzenlemeler, daha uzun uygulama döngüleri boyunca sisteme entegre edilir.</p>

 <p style="text-align:justify"></p>

 <p style="text-align:justify"></p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bilimsel Uzlaşı: Delphi Süreciyle Kanıtlanmış Geçerlilik</strong></h2>

<p id="p-rc_97815f6e82737d0e-36" style="text-align:justify">Modelin başarısı, uzmanlar tarafından iki aşamalı bir <strong>Delphi süreci</strong> ile test edilerek onaylandı. Uzmanlar, önerilen temaların zaman ufuklarına yerleştirilmesi, önemi ve uygulanabilirliği konusunda tam bir uzlaşı sağladı. Bu durum, modelin sadece Pisidia Antiocheia için değil, benzer miras destinasyonları için de aktarılabilir, kanıta dayalı bir rehber olduğunu gösteriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Senkronizasyon</strong></h2>

<p id="p-rc_97815f6e82737d0e-37" style="text-align:justify">Araştırma, "ufuk içi" ve "ufuklar arası" senkronizasyon modellerini birleştirerek, antik kentlerin hem korunup hem de ekonomik bir değer olarak nasıl yaşatılabileceğini bilimsel bir dille özetliyor. Bu model, yerel halkı pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp, sürecin aktif bir paydaşı haline getirerek kültürel mirasın toplumsal sahiplenilmesini hedefliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Araba, İ. C. (2026). <i>Antik Kentlerin Kültürel Miras Turizmine Kazandırılmasına Yönelik Stratejik Bir Model Önerisi: Pisidia Antiocheia Örneği</i>. Aksaray Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Aksaray. Tez No; 989647</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/antik-kentleri-gelecege-tasiyacak-stratejik-model-onerisi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/antik-kentleri-gelecege-tasiyacak-stratejik-model-onerisi-1280x698.jpg" type="image/jpeg" length="83389"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihin En Güçlü Firavunu 3 Bin Yıl Sonra Yeniden Gündemde: 66 Yıllık Saltanatın Sırları]]></title>
      <link>https://dogugazetesi.com/tarihin-en-guclu-firavunu-3-bin-yil-sonra-yeniden-gundemde-66-yillik-saltanatin-sirlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dogugazetesi.com/tarihin-en-guclu-firavunu-3-bin-yil-sonra-yeniden-gundemde-66-yillik-saltanatin-sirlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mısır Yeni İmparatorluğu'nun en güçlü ismi II. Ramses'in 90 yıllık ömrü, 152 çocuğu ve gizemli mumyasının keşif hikayesi; tarihin en ünlü firavununun etkileyici mirasını gözler önüne seriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Mısır tarihinin en güçlü ve etkili hükümdarlarından biri olarak kabul edilen II. Ramses’in hayatı ve mirası, antik dünyanın en görkemli dönemlerine ışık tutmaya devam ediyor. MÖ 1303 ile 1213 yılları arasında hüküm süren ve Mısır Yeni İmparatorluğu'nun refah zirvesini temsil eden firavun, 66 yıl süren saltanatı boyunca askeri zaferlerden devasa inşaat projelerine kadar pek çok alanda silinmez izler bıraktı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>90 Yıllık Bir Ömür ve 152 Çocuk</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Gücü ve otoritesiyle tanınan II. Ramses, 90 yaşına kadar süren yaşamıyla döneminin şartlarının çok ötesinde bir profil çizdi. 1.90 metrelik boyu ve yanan kızıl saçlarıyla fiziksel olarak da dikkat çeken firavunun, 152 çocuk sahibi olması efsanevi kimliğini pekiştiren unsurlar arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Mezar Hırsızlarından Gizli Bölmeye</strong></h2>

<p style="text-align:justify">II. Ramses’in asıl istirahatgahı Thebes yakınlarındaki Krallar Vadisi’nde bulunsa da, naaşının korunması için zorlu bir süreç yaşandı. Kraliyet mumyalarını mezar hırsızlarından kurtarmak amacıyla gizli bir bölmeye taşınan kalıntıları, yüzyıllar süren sessizliğin ardından 1881 yılında gün yüzüne çıkarıldı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Büyük Mısır Müzesi’nde Ziyaretçilerini Bekliyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">II. Ramses'in mumyasının keşfi, eski Mısır'daki cenaze uygulamalarının ve hükümdarın hükümranlık boyutunun daha iyi kavranmasını sağladı. Bugün Kahire'deki Büyük Mısır Müzesi'nde sergilenen mumya, modern dünyayı tarihin en ünlü firavunlarından biriyle doğrudan buluşturmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://dogugazetesi.com/tarihin-en-guclu-firavunu-3-bin-yil-sonra-yeniden-gundemde-66-yillik-saltanatin-sirlari</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/tarihin-en-guclu-firavunu-3-bin-yil-sonra-yeniden-gundemde-66-yillik-saltanatin-sirlari-1226x720.jpg" type="image/jpeg" length="10697"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
